Translate

25 Ocak 2026 Pazar

Mübadele kapanış belgesi


 



1923 Lozan Antlaşması uyarınca yürütülen Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi,

Milletler Cemiyeti gözetiminde faaliyet gösteren Karma Mübadele Komisyonu

tarafından tamamlanmıştır.

Bu belgede, 19 Ekim 1934’te İstanbul’da imzalanan nihai raporun

2 Ocak 1935’te Cenevre’de Konsey’e sunulduğu

ve tüm üye devletlere resmen gönderildiği kayıt altına alınmaktadır.

Belge, mübadelenin uluslararası hukuk bakımından resmen kapandığını göstermektedir.

Mübadele resmi karar







Açıklama Metni:
Mübadele, yalnızca insanların yer değiştirmesi değil; mal ve mülkün de devletler arasında kayıt altına alınarak tasfiye edilmesidir.
Lozan Antlaşması uyarınca, Yunanistan’da kalan Müslüman Türk nüfus, ata topraklarında bıraktıkları taşınır ve taşınmaz mallarıyla birlikte mübadele kapsamına alınmıştır. Bu mallar, mübadele komisyonları tarafından tespit ve kayıt altına alınmış, karşılığında Türkiye’de iskân edilecekleri yerler devlet kararıyla belirlenmiştir.
Bu süreç, bireysel tercihlerle değil; uluslararası antlaşma ve uygulama yönetmelikleriyle yürütülmüş, mübadeleye tâbi nüfusun yerleştirilmesi hukukî ve idarî esaslara bağlanmıştır.
Bağımsız araştırmacı yazar Hüsnü Yazıcı


 


 

18 Ocak 2026 Pazar

Dinî çevrelerin karşı çıktığı uygulamaların TAM LİSTESİ


Dinî çevrelerin karşı çıktığı uygulamaların TAM LİSTESİ

1) Türkçe ezan, Türkçe hutbe, Türkçe dua

→ Gerekçe: “Arapça kutsaldır”

→ Gerçek: Ayet yok, zorunluluk yok

2) Şapka Kanunu

→ Gerekçe: “Gavur işi”, “secde olmaz”

→ Gerçek: Başlık din değildir

3) Kıyafet devrimi (sarık–cübbe sınırlandırması)

→ Gerekçe: “Sünnet elden gidiyor”

→ Gerçek: Kıyafet örftür

4) Tekke ve zaviyelerin kapatılması

→ Gerekçe: “İrşat engelleniyor”

→ Gerçek: Örgütlü dinî güç dağıtıldı

5) Tarikatların yasaklanması

→ Gerekçe: “Tasavvuf bitiyor”

→ Gerçek: Devlet içinde paralel yapı istemedi

6) Medreselerin kapatılması

→ Gerekçe: “Din eğitimi yok ediliyor”

→ Gerçek: Eğitim birleştirildi, denetime alındı

7) Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği)

→ Gerekçe: “Din elden gidiyor”

→ Gerçek: Çift başlı eğitim bitti

8) Laiklik ilkesinin kabulü

→ Gerekçe: “Devlet dinsizleşiyor”

→ Gerçek: Devlet mezhepsizleşti

9) Latin alfabesine geçiş

→ Gerekçe: “Kur’an okunamaz”

→ Gerçek: Kur’an dili Arapça, alfabe değil

10) Ayasofya’nın müze yapılması

→ Gerekçe: “Fetih ruhu”

→ Gerçek: Dini zorunluluk yok, sembol meselesi

11) Türbelerin kapatılması

→ Gerekçe: “Evliya düşmanlığı”

→ Gerçek: Hurafe ve aracılık sona erdi

12) Evliya, keramet, yatır kültünün sınırlandırılması

→ Gerekçe: “Maneviyat bitiyor”

→ Gerçek: Din–hurafe ayrıldı

13) Kadınların kamusal hayata girmesi

→ (okul, iş, meclis, sahne)

→ Gerekçe: “Fitne”

→ Gerçek: Toplumsal rol değişti

14) Karma eğitim

→ Gerekçe: “Ahlak bozulur”

→ Gerçek: Pedagojik tercih

15) Kadınlara seçme–seçilme hakkı

→ Gerekçe: “Kadın yönetemez”

→ Gerçek: Dinde yasak yok

16) Soyadı Kanunu

→ Gerekçe: “Atalar siliniyor”

→ Gerçek: Ağa–şeyh hiyerarşisi çöktü

17) Unvanların kaldırılması (ağa, şeyh, hafız vb.)

→ Gerekçe: “İtibar gidiyor”

→ Gerçek: Kişisel ayrıcalık bitti

18) Mezarlık ve defin düzenlemeleri

→ Gerekçe: “Gelenek bozuluyor”

→ Gerçek: Kamu düzeni

19) Miladî takvim, saat ve ölçü birimleri

→ Gerekçe: “Gelenek”

→ Gerçek: Modernleşme

20) Hukukun şeriat yerine laik esaslara bağlanması

→ Gerekçe: “Allah’ın hükmü”

→ Gerçek: Devlet hukuku evrenselleşti

21) Ceza hukukunun dinden ayrılması

→ Gerekçe: “Hadler uygulanmalı”

→ Gerçek: Çağdaş hukuk

22) Nikâhın resmîleşmesi

→ Gerekçe: “İmam nikâhı yeter”

→ Gerçek: Kadın ve çocuk güvencesi

23) Din adamlığının devlet denetimine alınması (Diyanet)

→ Gerekçe: “Devlet dine karışıyor”

→ Gerçek: Keyfî fetva bitti

24) Ramazan, ibadet ve dinin kamusal zorunluluk olmaktan çıkarılması

→ Gerekçe: “Toplum bozulur”

→ Gerçek: İnanç bireyselleşti

25) Bilimsel eğitim (evrim, fen, tıp)

→ Gerekçe: “Dine aykırı”

→ Gerçek: Bilim alanı ayrıldı

26) Müzik, heykel, resim

→ Gerekçe: “Haram”

→ Gerçek: Sanat yasak değil

27) Tiyatro, sinema, sahne sanatları

→ Gerekçe: “Günah”

→ Gerçek: Ahlak–sanat ayrımı

28) Bayram, tören ve millî semboller

→ Gerekçe: “Bidat”

→ Gerçek: Ulus-devlet inşası

29) Fes, sarık, cübbe dışında kıyafetler

→ Gerekçe: “Taklit”

→ Gerçek: Örf değişir

30) Akıl, eleştiri ve sorgulamanın teşviki

→ Gerekçe: “İman zayıflar”

→ Gerçek: İnanç körlük değildir

TEK CÜMLELİK SONUÇ

Bu itirazların hiçbiri doğrudan ayet zorunluluğuna dayanmaz.

Ortak payda şudur:

Din, inanç alanı olmaktan çıkıp güç ve denetim aracına dönüşünce; modernleşme tehdit gibi algılandı.

Bu tabloyu mümkün kılan siyasal irade Mustafa Kemal Atatürk döneminde netleşti.

Karşı çıkışın hedefi reformlar değil, kaybedilen ayrıcalıklardı.


4 Ocak 2026 Pazar

GENETİK TÜRK” – “KÜLTÜREL TÜRK” MESELESİ

 “GENETİK TÜRK” – “KÜLTÜREL TÜRK” MESELESİ

Türklerin genetik yapısının karma olduğu doğrudur. Ancak bu durum yalnızca Türklere özgü değildir. Tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılan, göç eden, savaşan, yerleşen ve farklı toplumlarla temas kuran hiçbir halk biyolojik olarak saf kalmamıştır. Bugün dünyada genetik açıdan homojen kabul edilen tek bir millet yoktur.

Genetik karışım, Türk kimliğini zayıflatmaz. Aksine Türk tarihinin doğal sonucudur. Çünkü Türk kimliği hiçbir zaman yalnızca kan bağı üzerinden tanımlanmamıştır. Türk olmak, DNA oranıyla ölçülen bir aidiyet değil; dil, kültür, tarih ve devlet bilinciyle oluşan ortak bir kimliktir.

Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinde resmî ve hâkim dil Türkçe olmuştur. Ancak bu, o devletlerin yalnızca etnik olarak Türklerden oluştuğu anlamına gelmez. Türk devlet geleneğinde esas olan, yöneten unsurun Türk olması ve devletin Türk töresiyle idare edilmesidir. Devletin bünyesinde yer alan farklı kökenlerden topluluklar, Türkçe konuşarak, Türk hukukuna ve kültürüne dâhil olarak zamanla Türk kimliği içinde yer almıştır. Bu durum, Türk devletlerinin kapsayıcı ve dönüştürücü yapısının doğal sonucudur.

Bu nedenle “Türk devleti” kavramı, yalnızca etnik bir tanımı değil; siyasal ve kültürel bir kimliği ifade eder. Türkçe konuşmak, Türk devlet düzeni içinde yaşamak ve bu düzeni benimsemek, tarih boyunca Türk kimliğinin temel belirleyicilerinden biri olmuştur.

“Gerçek Türk yoktur” iddiası bilimsel değil, ideolojiktir. Modern ulusların tamamı uzun etnik oluşum süreçlerinin ürünüdür. Türkler de bu kuralın dışındadır denemez. Farklı kökenlerden gelen topluluklar, yüzyıllar boyunca Türk dili ve kültürü etrafında birleşmiş, ortak bir tarihsel bilinç oluşturmuştur.

Türk tarihini ayakta tutan unsur genetik benzerlik değil; töre, devlet geleneği ve siyasal aidiyettir. Bu unsurları benimseyen herkes, tarih boyunca Türk toplumunun parçası olmuştur. Bu nedenle genetik farklılık, bir zayıflık değil; Türklerin tarihsel yayılımının ve dönüştürücü gücünün göstergesidir.

Türkiye Cumhuriyeti açısından bakıldığında ise mesele nettir. Cumhuriyet, etnik köken ya da inanç üzerine değil, ulusal kimlik üzerine kurulmuştur. Bu topraklarda yaşayan, bu devleti ayakta tutan ve geleceğine sahip çıkan herkes Türk’tür.

Türk olmak bir kan meselesi değil, bilinç meselesidir.

Genetik değişir, kültür kalır.

Devletler yıkılır, gelenek devam eder.

2 Ocak 2026 Cuma

Tarihçilere güvenmiyorum diyenlere

 Tarihçilere güvenmiyorum, yeni tarih yazalım” diyenlere basit bir soru soruyorum: Arşivlere inanmıyorsan neye inanıyorsun? Osmanlı arşivleri padişahlar döneminde tutuldu, Cumhuriyet tarihi ise yerli ve yabancı resmî belgelere dayanarak yazıldı. Bu kayıtların tamamını reddedersen sadece Cumhuriyet’i değil, Osmanlı’yı da inkâr etmiş olursun. O zaman Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethettiğine, Osmanlı’nın üç kıtaya hükmettiğine de inanmıyorsun demektir. Tarih inanç meselesi değildir; belgeyle yazılır. Belgeyi reddeden tarih yazmaz, masal anlatır.