18 Haziran 2024 Salı

Rumeli ve Balkan kökenlilerin Türkiye'de nüfus sayısı

 RUMELİ VE BALKAN KÖKENLİLERİN TÜRKİYE 'DE NÜFUS SAYISI  AYRINTILAR YAZININ İÇİNDE

RUBASAM ARAŞTIRMASINDAN


Rumeli ve Balkanlardan Türkiye’ye (Anadolu’ya)  gelen Göçmenlerin 2020 yılı için Ulaşabileceği Toplam Nüfus sayısı;


Maksimum yaklaşık –  32 MİLYON,

MİNİMUM yaklaşık  –  27 Milyon 650 bindir.


Anadolu’ya göçler konusunda

Mustafa Kemal Atatürk'ün 1923 yılında yaptığı Nutuklarından 


Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin göçlere ilişkin demografik beklenti ve niyetlerini;  

 “ Memleketin Nüfusu şayan-ı teessüf bir derecededir. Zannederim ki bütün Anadolu halkı  sekiz milyonu geçmez.  Şimdi biz bunu telafi etmek istiyoruz.. hudud-u   milliye haricinde kalan  ayni  ırk ve harstan olan anasırı da getirmek ve onlara da müreffeh bir hayat sağlamak lazımdır.

* Eğer Rusya’dan da getirmek mümkün olursa  oradan da getireceğiz.

 “Fakat bence Garbi Trakya’dan Kâmilen Türkleri nakletmek lazımdır.(*) İfadeleri ile Genç Cumhuriyetin  “ULUS-DEVLET “  olma ve “ULUS – YARATMA ” hedefini ortaya koymuştur. Bu politikaların sonucunda 1923 ve sonrasında Balkanlar ve Rumeli’den Anadolu’ya Türk göçleri hızlanmıştır.

 (*)Kaynak, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılında yaptığı İzmit ve Eskişehir Nutuklarından (1),(2)


Bu çalışma RUBASAM’ın talebi doğrultusunda yapılmıştır.


23 Nisan 2022


Prof. Dr. Necdet TEKİN


RUBASAM Yön.Krl.Üyesi


(E.Milli Eğitim Bakanı)

11 Haziran 2024 Salı

Dernek kartlarım







 

Ağaç dikmelerim



 

7 Haziran 2024 Cuma

.Prof.Dr. Levent Kayapınar Moglena Karacaova bölgesi

 



Balkan Araştırma Enstitüsü

ENSTİTÜMÜZ TARAFINDAN “ANADOLU’DAN BALKANLAR’A TÜRK GÖÇÜ, SELANİK VE ATATÜRK KONULU KONFERANS GERÇEKLEŞTİRİLDİ.

Enstitümüz tarafından 15 Mayıs 2024 tarihinde Balkan Kongre Merkezi Senato Salonunda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dekanı ve Balkan Araştırma Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Kayapınar’ın konuşmacı olduğu “Anadolu’dan Balkanlar’a Türk Göçü, Selanik ve Atatürk ” konulu bir konferans gerçekleştirildi. Konferansa Üniversitemiz Rektörü Prof. Erhan Tabakoğlu, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yüksel Topaloğlu,  Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Levent Doğan, Dış İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rıfat Gürgendereli, Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Tağ, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nurten Çetin, Milli Savunma Üniversitesinden Danışma Kurulu Üyemiz Prof. Dr. Ayşe Kayapınar, Dış Paydaşlarımızdan Rumeli Edirne Kültür ve Folklor Derneği Başkanı Ahmet Dörtler, Üniversitemizin farklı fakülte ve yüksekokullarından çok sayıda öğretim üyesi ve öğrenci katıldı.

Konferans, Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kelağa Ahmet’in açılış konuşması ve Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu’nun selamlama konuşmasının ardından başladı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesindeki görevinden önce Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinde görev yapmış olan, Osmanlı ve Bizans tarihi üzerine çok sayıda çalışması bulunan Prof. Dr. Levent Kayapınar konuşmasına Balkanlar neresidir sorusuyla başladı ve Balkan tabirinin Osmanlı arşiv belgelerinde çok erken dönemde kullanıldığına dikkat çekerek çağlar boyunca Balkan coğrafyasına gelen ve yerleşen Türk boyları hakkında bilgi verdi. Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a ulaşan Türklerin Avrupa Hunları, Avarlar, Ogurlar ve Tuna Bulgarları, Peçenekler, Uzlar, Kumanlar ve Tatarlardan oluştuğunu, Anadolu’dan Balkanlar’a geçen Türklerin ise Selçuklu Türkleri, Aydınoğulları, Karesioğulları ve Osmanlı Türklerinden oluştuğunu belirtti.

Prof. Dr. Levent Kayapınar, Moglena olarak adlandırılan Vardar Ovası bölgesine 10. ve 11. asırlar boyunca Uzlar ve Peçeneklerin yerleştiğini ve Peçeneklerin yerini alan Kumanların 13. yüzyılda Balkanlar’ın en kalabalık halklarından birisi olduğunu belirttikten sonra bu tezi destekleyen bir kanıt olarak Bulgaristan’da 11. yüzyıla ait Peçenek, 12. ile 13. yüzyıllara ait Kuman mezarlarının bulunduğu bölgeleri harita üzerinde gösterdi. Konuşmasının devamında Osmanlılardan önce diğer Türk Beyliklerinden Balkanlar’a Türk göçü oldu mu sorusuna cevaben, Bizans kaynaklarına dayanarak Umur Bey’in Balkanlar’da Sırp ve Bulgarlarla yürüttüğü mücadeleyi ve yaptığı seferler hakkında bilgi verdi. Türklerin Süleyman Paşa ile birlikte Anadolu’dan Gelibolu’ya yerleşmek üzere göç ettiklerini ve bunun en önemli kanıtının da orada tarıma başlamaları olduğunu ifade ettikten sonra Osmanlı kroniklerinde Balkanlar’a Türk göçünü Aşıkpaşazade, Oruç Beğ ve Neşri’den örnekler vererek anlattı.

Prof. Dr. Levent Kayapınar, konuşmasının devamında Balkanlar’da görülen ve yarı askeri nitelik taşıyan Osmanlı teşkilatları olan Akıncı, Yörük ve Evlad-ı Fatihan teşkilatlarına değindi. İlk olarak Balkan coğrafyasındaki Yörük yerleşimlerini harita üzerinde gösterdi ve Osmanlı arşiv belgelerinden örnekler vererek Anadolu’dan Balkanlar’a göç edenlerin Türkler olduğunu ve bunların kayıtlarının da tutulduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kayapınar 1472 tarihli Akıncı defterine dayanarak ve Yenişehir (Larisa) Yunan Devlet Arşivi belgelerinden de istifade ederek akıncıların kimler olduğu sorusuna yönelik açıklamalar yaptı.

Prof. Dr. Levent Kayapınar konuşmasının Selanik ile ilgili bölümünde şehrin ilk defa 1387 yılında I. Murad zamanında Osmanlılar tarafından fethedildiğini, 1403 Gelibolu Antlaşması ile elden çıktığını, 1430 yılında ikinci defa fethedildiğini ve 1912 yılına kadar Osmanlı toprağı olarak kaldığını dolayısıyla İstanbul’un fethinden 66 yıl önce vatan haline gelmek suretiyle 525 yıl bu durumunu muhafaza ettiğini belirtti. Selanik kentinin fethi ile bağlantılı olarak Prof. Dr. Kayapınar Evlad-ı Fatihan Teşkilatına da değinerek harita üzerinde teşkilatın yapılandığı bölgeleri ayrıntılı bir şekilde gösterdi. Daha sonra görseller eşliğinde Selanik’teki Osmanlı dönemi kültür mirası olan mimari yapılardan söz etti ve konuşmasının izleyen bölümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki evi ve ailesini konu alan Yunanca arşiv belgelerine dayanan ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan, kendisinin de içinde yer aldığı Vasilis Dimitriadis’in “Bir Evin Hikâyesi” adlı çalışmasına değindi.  Prof. Dr. Kayapınar bu çalışmayı esas alarak 20. yüzyıl başlarındaki Selanik şehrinin Türk, Rum ve Yahudi mahallelerinin yerleşim planından söz etti ve Atatürk’ün doğduğu evin lokalizasyonunu ve evin Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi tarafından 1877 yılında satın alınmasını anlatarak Selanik’in Balkan Savaşları sonunda kaybedilmesinin ardından evin 1925 yılında mübadiller için Yunan Milli Bankası tarafından istimlak edildiği bilgisini verdi.

Prof. Dr. Kayapınar konuşmasının son bölümünde Atatürk’ün aile şeceresini anlattı ve Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu’nun “Atatürk Entelektüel Biyografi” adlı çalışmasına atıfta bulunarak onun: Rumeli’de «evlad-ı fatihan» olarak yeniden örgütlenen Yörüklerin en yoğun olduğu bölge «Selanik’tir» ve «evlad-ı fatihan kavramı, kültürel Türkçülüğün zemin kazandığı yüzyıl sonu ortamında farklı biçimlerde işlevselleştirilmeye başlandığında bölgedeki Türkler ona daha sıkı biçimde sarılmışlardır. Bu eğilim, kendisini anne ve baba tarafından «evlad-ı fatihan» olarak gören Mustafa Kemal’de de belirgin biçimde gözlemlenmektedir.  Kendisi yıllar sonra «doğuştan bir ayrıcalık varsa Türk oluşumdan ibarettir» vurgusunu yaparken, buna gönderme yapmıştır. Bunun ise onu, ileride göreceğiniz gibi, önce Türkçülük daha sonra da Türk milliyetçiliğine yönelttiği şüphesizdir, şeklindeki görüş ve tespitlerine yer verdi.

Prof. Dr. Levent Kayapınar konferansının son bölümünde Selanik yıllarında Atatürk’ü etkileyen düşünceleri 1) Eski-Yeni çatışmasında yeniden yanadır, 2) Dini ve seküler olmak üzere bir arada yapılan eğitim, hukuk ve idari Tanzimat anlayışına karşıdır, 3) Batıya yönelik «aşk ve nefret» ilişkisi içindedir, 4) Türkçülüğe eğimlidir, 5) Yabancı müdahale ve ekonomik kontrole karşıdır, 6) Çok uluslu Osmanlılık idealinin hayal olduğunu düşünür şeklinde sıraladıktan sonra bu düşüncelerinin Selanik yıllarında çocuk ve ergin olarak oluştuğunu ve  harbiye yıllarında tahkim edildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Levent Kayapınar konferansını bitirirken “Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı” ile ilgili düşüncelerine de yer vererek “Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti 100 yıldır kendi toprakları üzerinde büyük bir savaş görmemiş, barış içinde yaşamıştır. Anadolu ve Trakya topraklarında nüfus tarihin hiçbir döneminde bu kadar yoğunlaşmamış ve yaklaşık 85 milyona ulaşmamıştır. Eğitim seviyesi tarih boyunca Anadolu ve Trakya topraklarında hiç bu kadar yüksek oranda olmamış ve bu kadar yaygınlık kazanmamıştır. Kadın, iş hayatında ve sosyal yaşamda hiç bu kadar yüksek oranda yer almamıştır. Bundan dolayı Asr-ı Saninin selefleri diğer Türk devletleri gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin altın yüzyılı olacağına olan inancımı ifade etmek istiyorum” diyerek sözlerine son vermiştir.

Konferansın sonunda Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Prof. Dr. Levent Kayapınar’a vermiş olduğu konferanstan dolayı teşekkür belgesini takdim etmiş ve soru cevap bölümünün ardından etkinlik son bulmuştur.  

T.C. Trakya Üniversitesi

Balkan Araştırma Enstitüsi

Copyright © 2024 Trakya Üniversitesi.

Tüm hakları saklıdır.





2 Haziran 2024 Pazar

Araştırmacı Yazar ve sosyal Bilim konuları

HÜSNÜ YAZICI 


Araştırmacı yazar olmak için hangi bölüm okunmalı

Yazar olmak için eğitim almak zorunlu değildir. Yazarlık becerisi olan herkes yazar olarak çalışabilir.


Herkes kitap yazabilir mi?

Bilgi dolu eserler, her dönem ilgi gören çalışmalar arasında yer alıyor. Kısacası, söyleyecek, aktaracak sözü olan herkes kitap yazabilir ve kitap çıkartabilir. 


Araştırmacı-yazar" 

 herhangi bir üniversiteye veya sivil toplum kuruluşuna bağlı olmadan sosyal bilimler dalında araştırma ve yayın yapan bağımsız kişi.

Sosyal bilimlerin konuları nelerdir?

Öncelikle tarih, coğrafya, ekonomi, siyaset bilimi, hukuk, sanat tarihi, yurttaşlık ve sosyoloji konularını içermektedir

28 Mayıs 2024 Salı

Kaynak bilgi nedir Karacaova bölgesi için

 Karacaova bölgesi ile ilgili  yazılan  her yazıyı kaynak olarak gösteremeyiz kaynak göstermemiz için yazarın yazdıkları Bizans ve Osmanlı arşivleri ile uyumlu olmalı mesela yazar Bizans döneminde Türkler bölgeye yerleştiğini yazıyorsa Bizans arşivleri ve kilise kayıtları ile yazdığı uyum sağlıyorsa sağlaması olmuştur kaynak olarak gösterilir veya yazar Osmanlı döneminde Evladı fatihan Türkler yerleştiğini yazıyorsa yazdığı Osmanlı arşivlerinde müdevver defterlerinde nüfus sayımlarında yazıyorsa yazarın yazdığı kaynak bilgi olur eğer yazarın yazdığı Bizans ve Osmanlı arşivlerinde geçmiyorsa kaynak olmaz ciddiye alınmaz masal olur bu yazı Karacaova bölgesi Mübadillerin dedelerinin geldiği yer için yazılmıştır


Tarih araştırmaları çok ciddi bir disiplin içinde yapılır. Bu disiplinin yöntemi şunlardır;

1-ZAMAN (Kaynak hangi tarhte , sözlu veya yazılı uretildi ?)

2-BÖLGE (Nerede uretildi ?)

3- YAZAR VEYA ÜRÜN SAHİBİ (Kim tarafindan uretildi ?)

4-ANALİZ (Önceden var olan hangi urunden uretildi )

5- BÜTÜNSELLİK (Hangi orjinal bicimde uretildi ?)

6-GÜVENİLİRLİK (Icerigini kanitlayici degerler iceriyormu ?)





25 Mayıs 2024 Cumartesi

Yazar Hüsnü Yazıcı incelediği konu hakkında düşünceleri

 2007 YILINDAN BERİ KONU OLARAK İNCELEDİĞİM SELANİK SANCAĞI MÜBADELE BÖLGESİ EVLADI FATİHAN KAYITLI KARACAOVA BÖLGESİ KARACAABAD KAZASI   HAKKINDA YAZILMIŞ YÜZLERCE KİTAP, BİZANS KAYNAKLARI, KİLİSE KAYITLARI, OSMANLI ARŞİVLERİ, MÜDEVVER DEFTERLERİ, NÜFUS SAYIMLARI, TASFİYE TALEPNAMELERİ, SEYYAHLAR, YAZARLAR  İNCELENEREK ARAŞTIRARAK YAZDIĞIM BİLGİLERİ   AKADEMİSYENLERİN YAPMASI GEREKİRKEN BENİM YAPMAM DÜŞÜNDÜRÜCÜ OLMALI YILLARDIR YAPTIĞIM ARAŞTIRMALARIN SONUCUNDA MADDİ KAZANCIM OLMADI MANEVİ KAZANCIM OLDU DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANELERİNDE KİTAPLARIMIN OLMASI ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANESİNE GİDİLDİĞİNDE KÜTÜPHANEDE KİTAPLARIMIN OKUNMASI BENİM İÇİN EN BÜYÜK ÖDÜL  OKULLARA ÇAĞRILIP MÜBADELE KONUSUNU ÖĞRENCİLERE ANLATMAM TEZ HAZIRLAYANLARIN MAKALE YAZANLARIN BENDEN FİKİR ALMASI BENİ DAHADA MUTLU EDİYOR


Bizler bir kitabı anlayarak okuduğumuzda yazarın kitabı yazmaya harcadığı zaman ve yıllarca kazandığı tecrübe birikimine kitabı bir kaç saat içinde okuyarak ulaşırız. Bu da bize dünyanın en değerli şeyleri olan hayattan ve zamandan kazanmamızı sağlar. Kitaplar bize çağımızın en önemli unsurlarından olan DİLİMİZİ ve de ZAMANIMIZI en doğru bir şekilde kullanabilmemizi öğretir.


Not, Karacaova bölgesi ile ilgili okuduğum yabancı yazarların kitapları aynı kaynaklardan alıntı yapmışlar fakat okuduklarını kendi menfaatine göre değiştirmiş eksik yazmış veya kendisi eklenti yapmış ve maalesef bizim yazarlardan da bu tuzağa düşen olmuş araştırma yapmadan bu yazarların kitaplarını kaynak göstermişler bunlar ile çok uğraştım çoğu özür dileyip yazılarını sildi attıkları özür mesajların ekran görüntüsü arşivlerimde saklıdır benim kaynaklarımda konuyu değiştiren yabancı yazarlar ile aynı işte benim anlamadığım bizim bu konular ile ilgili akademisyenlerin bir şey yapmaması yazılan yanlış bilgileri düzeltmemesi mübadele ile ilgili kurulan vakıflar, dernekler bu konular üzerinde durması  kaynak çalışmalar yapması gerekirken öncelik Rumeli insanın kendini bilgi ile ifade etmesi için bilgiye doyurması varken onlar öncelik olarak tur düzenlemeleri roman hikaye kitapları vesaire ile geçiştiriyorlar. Örnek  yabancı yazarlardan aynı kaynaktan beslendiğimiz yazarlar Bizans döneminin Hristiyan Türklerini yazan belgede bölgede yaşayan Türkleri yazmıyor   yaşayan karma halkları ve onlarıda tek millet olarak gösteriyorlar,  Not Karacaova bölgesine Osmanlı döneminde de tımar sistemi ile yerleşen Müslüman Türkler Evladı fatihan asker ve memur aileler,  Konyarlar, Yörükler ve diğer Müslüman halklarda Arnavut, Boşnak, Arap, Mısırlı, Zenci, Kıpti, Tatar iskanı olmuştur.


Tarih; geçmişteki olayları, yer,zaman ve failleri göstererek kaynaklara dayalı olarak sebep ve sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen bilim dalıdır.


Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı, eğitimi, başarıları, katıldığı savaşlar, eserleri, devrimleri, ilkeleri her biri ayrı bilim dalının uzmanları için kaynak niteliğindedir.





19 Mayıs 2024 Pazar

Ulusal kanallarda Karacaova mübadil torunları


 

8 Mayıs 2024 Çarşamba

Karacaova'lılar biliyormusunuz

 

Evladı fatihan Karacaova mübadil torunları biliyormusunuz ? 

Selanik sancağına bağlı Karacaova (Karacaabad ) bölgesinin Bizans ve Osmanlı döneminde Makedonya'nın en büyük Türk yerleşimin olduğunu Bizans döneminde Hristiyan Türklerden Peçenek, (Kuman - Kıpçak) ,( Uz-Oğuz) 

Osmanlı döneminde  Müslüman, Evladı fatihan, Konyar, Yörük yerleşimi olduğu bunların yazılı kaynaklarda yazıldığını.

Yazılı Kaynaklar,

Bizans arşivleri, Kilise kayıtları, Osmanlı arşivleri nüfus sayımları müdevver defterleri tasfiye talepnameleri, 

seyyahlar,  araştırmacı yazarlar, 

Sözlü kaynaklarda arşivler ile uyumlu olanlar

Not, Bizans,  Bulgar ve Sırp döneminde adları Alpomia, Moglena, Olivir 

Osmanlı döneminde  bölge adı Karacaova, kaza adı Karacaabad

Not, Konu Bizans ve Osmanlı dönemi Türklerin iskanı.  Bizans dönemi Hristiyan Türkler Ortodoks kilisesine gitmekte ve dinleri gereği Hristiyan adları kullanmakta ve konuşma olarak bölgenin dili konuşulmakta,  aileri ile iskan olan bu Türkler çiftçilik ve Bizans'a paralı askerlik yapmaktadır. Hüsnü Yazıcı

Alıntıdır, bu paylaşım Osmanlı öncesi Müslüman olmayan Türk lerin bilgisidir, Müslüman olan olmuştur yazılı kaynak olmadığından paylaşamıyoruz

Hiristiyan Türkler Kaynak: Kutsal Kitap ve arkeoloji-FB

Hristiyan Türk. Ne kadar kulağa yabancı bir kavram değil mi? Kimileri diyecek ki bir Türk’ten Hristiyan olmaz. Fakat tarih aksini göstermektedir. Çuvaşlar, Yakutlar, Batı Kumanlar, Peçenegler, Karamanlılar, Gagavuzlar tarihte İslamı ağırlıklı olarak reddedip Hristiyanlığı benimseyen Türk kavimleri olarak yerlerini almışlardır. Bunların çoğu Ortodoks, az bir kısmıda Katolik ve Protestan olmuştur.

Karacaova bölgesine Osmanlı döneminde büyük bir Müslüman Türk iskanı olduğunu kayıtlarda görüyoruz  örnek Fuştan, Gustulüp köylerinde asker, memur, sanatkar, vesaire ve Hoca, Hafız, Molla, kayıtlarına tasfiye talepnamelerinde ve nüfus sayımlarında görmekteyiz, ayrıca köylerde Müslüman Arnavut, Boşnak, Arap, Mısırlı, Zenci, Kıpti, Tatar aileleri de gözükmektedir



Karacaova da Türk ler kayıtlı yazılarda

 Evladı fatihan Karacaova mübadil torunları biliyormusunuz Karacaova bölgesinin Bizans ve Osmanlı döneminde Makedonya'nın en büyük Türk yerleşimin olduğunu Bizans dönemi Hristiyan Türkler Peçenek Kuman - Kıpçak Uz-Oğuz Osmanlı dönemi Evladı fatihan Konyar Yörük yerleşimi yazılı kaynaklarda yazıldığını.

Kaynaklar, Bizans arşivleri kilise kayıtları Osmanlı arşivleri nüfus sayımları müdevver defterleri tasfiye talepnameleri seyyahlar  araştırmacı yazarlar sözlü kaynaklar ve ben bunları yıllarca araştırmam bölgeyi gezerek yüzlerce belgeleri inceleyerek belgeli olarak yazdığım kitaplarda ve sosyal medyada paylaşarak bilgilendirmede bulundum davet edildiğim okullarda öğrencilere mübadeleyi anlattım yazdığım kitaplar dünyanın en büyük üniversite kütüphanelerin de öğrencilere veya konu ile ilgili araştırma yapanlara kaynak oluyor. 

Not, Sayıları az olan yabancı Bulgar Fransız Alman vs  seyyah ve araştırmacı yazarlar aynı kaynaktan alınan bilgilerde Bizans ve Osmanlı dönemi kaynaklarında Türkleri  kayıtlarda geçtiğini yazmayarak o kısımları atlayıp bölgede bulunan Bizans dönemindeki  Hristiyan Türkler ile birlikte yaşayan Arnavutlar Boşnaklar Araplar Kıptiler ön Bulgarlar bu halkların tamamına Müslüman Bulgar din değiştirdiği için lakap olarak pomak demişler tamamen yanıltıp yönlendirme yapmışlar yazılarında örnek ne yazmış Kuman Türkü Bulgarca konuşan Pomak demiş sonuç Bizans dönemi Hristiyan Türkler Osmanlı dönemi Evladı fatihan asker ve memur aileler Konyarlar ve Yörükler yazımızda Türklerin yerleşiminden bahsettik  Osmanlı arşivlerinde karacaova bölgesi için evladı fatihan ve Müslüman olarak kayıtlar var Pomak vesaire geçmez Pomak karacaova dışında mesala Drama kayıtlarında geçer

7 Mayıs 2024 Salı

BALKAN COĞRAFYASINDA TÜRKLÜĞÜN ANLAMI TÜRKLÜKTÜR

 BALKAN COĞRAFYASINDA TÜRKLÜĞÜN ANLAMI TÜRKLÜKTÜR












Türk milliyetçilerinin çok sık tekrar ettiği bir yanlış da şudur: "Balkan coğrafyasında Türküm demek Müslümanım demek anlamına gelir". 

Bu ifade sadece Bosna coğrafyası için doğrudur. 

Diğer coğrafyalara bakalım:

Bulgaristan'da Türklük Balkan yenilgisine kadar hakim unsurdur ve evladı fatihan torunları gururla Türküm derler.

Romanya'daki Türkler Kırım Hanlığının torunlarıdır, gururla Türküm derler.

Romanya'nın kuzeyindeki Gökoğuzlar Türklüklerinin bilincindedir, hatta Türkiye'deki siyasal İslamcılar gibi Türklüğü aşağılamazlar. Dinleri Hristiyan olduğu için herhalde onların Türklüklerinden "Müslümanız" anlamı çıkaramazsınız.

Macaristan "Hunların torunuyuz ve Türküz" derler dinleri Hristiyan olduğu için onların da "Türküz" ifadesinden "Müslümanız" anlamı çıkaramazsınız.

Yunanistan Batı Trakya Türklüğü de "Müslümanım" anlamına Türküz demez, bir soy şuuru ile Türküz derler.

Geriye sadece Boşnaklar kaldı.

O halkın da yarısını Müslüman yapmışız, çoğunluğu  Hristiyan olarak kalmış.

Boşnaklar "Türküz" diyorsa işte o coğrafyada bu ifade "Müslümanız" anlamı taşır.

Boşnaklara özel bu durumu bütün Balkan coğrafyasına genellemek yanlışın padişahıdır.


Alper Aksoy'un ( Facebook sayfasından alıntıdır)





4 Mayıs 2024 Cumartesi

Bizans kaynaklı kitaplardan Karacaova

 Sayfa 477


 Yaklaşık olarak XVI.  19. yüzyılda Türkmen Juruklar ve Türk Konjarları Trakya ve Makedonya'nın güney bölgelerine, özellikle Moglena'ya yerleştiler.  Bu işgalcilerin saldırıları sonucunda yerli Rumunlular ve Bulgarlar sıklıkla İslam'a geçtiler.  Geçtiğimiz yüzyılda Balkanlardaki Tozluk ve Gerlovo bölgelerinin (Türkçe: Karlova, 45 köy) Asyalı Türk sömürgeciler tarafından işgal edildiği söyleniyor.  Gerlovo'daki tek Bulgar köyü olan Vrbica, yurttaşlarıyla birlikte (1776'da 20.000 kişiydi) Kırım'dan Türkiye'ye taşınan Tatar padişahlarının ikametgahı oldu.  Diğer

W

Sayfa 335


 Athos Dağı'ndaki belgelerde Kumanların etnik adından türeyen yer adlarına ilişkin pek çok referans yer alıyor, ancak bunların hiçbirinin Chalcidice Yarımadası'nda yer alamadığı anlaşılıyor.  Çar Stephen Uros III Decanski'nin (1321-1331) 1327'de Hilandar Manastırı'na bağışladığı köyler arasında Komanovo adlı bir köy de vardı.°!!  Üsküp'ün kuzeydoğusundaki modern Kumanovo kasabasının aynısı olabilir.  Hilandar Manastırı ile Novo Selo arasında 1621 yılında yapılan anlaşmada geçen KovpavoBeC isimli yer.7?  Despot Jovan Draga' ve kardeşi Konstantin'in 1372 ile 1375 yılları arasındaki bir fermanı, Aumanicevo adlı bir köyün de dahil olduğu Aziz Panteleem Manastırı'na daha önce arazi bağışları yapıldığını doğruluyordu.  Vardar nehrinin sağ kıyısında, Kavadarcı'dan çok da uzak olmayan bir yerde bulunmaktadır.  Moglena temasına yerleşen Kumanlar'ın Makedonya'da bu tür kişi ve yer adlarının yaygınlaşmasına önemli katkıları olmuş olabilir.  ‘Bu Türklerden aslında 1181 ve 1184’te Lavra keşişleriyle yaşanan anlaşmazlıklarla ilgili olarak özellikle bahsediliyor.?!*


 Sayfa 512


 Moglena, bölge 180, 326, 33

Sayfa 67


 Dinyeper'in doğusundaki topraklar;  diğerdördübatıda.'^' Şefleri kalıtsal chan'lardı, soylularına ise kangar deniyordu.  Kuzeyde Dinyester şelalelerine kadar uzandılar ve orada Ruslarla sürekli savaşa girdiler;  güneyde Tuna'yı geçerek Makedonya ve Trakya'nın her tarafını harap ettiler;  Yunanlılar umutsuzluk içindeydi;  borcunu ödemeye çalıştılar ama Bizanslılar ışıltılı tavırlarıyla onların altına olan susuzluğunu daha da artırdılar;  Barbarlar arasındaki iç savaş Aleksios'u kurtardı;  Seçkin bir Petçenek olan Chan Kegen ülkeden kaçtı, din değiştirdi ve 1050'de Yunan ordusunun başında kendi vatandaşlarını yendi ve onların bir kısmını Makedonya'daki Moglena'ya yerleştirdi.  Ancak diğer sürüler saldırılarına devam etti; ta ki 1122'de Volga'daki kadim rakipleri Kumaniler ve Uzi'nin yanı sıra büyük imparator KaloJohannes'in saldırısına uğrayana kadar.  İyi planlanmış manevralarla canavarlar sonunda tuzağa düşürüldü;  onlara HO yardımı vardı;  kılıcın keskin tarafıyla yok edildiler ve tarihte bir daha asla ortaya çıkmadılar.  Petçenekler, şimdiye kadar yaşamış en canavarca ve iğrenç kişiler olarak tanımlanıyor: şimdiye kadar yaşamış zavallılar;  onlar sadakatsiz ve hainlerdi;  açgözlülükleri doyumsuzdu;  tutkuları acımasızdır;  en sevdikleri yiyecekler kedilerin, farelerin, tilkilerin, kurtların çiğ eti;  dillerini konuştukları Tatarlar gibi uzun saçları, sakalları ve uçuşan kıyafetleri vardı.  Petçenekler hiçbir zaman atlarını bırakmadılar;  sayısız süvari oluşturdular ve attıkları oklar kadar hızlı hücum ediyorlardı;  hiçbir insanlık kıvılcımı, hiçbir yetiştirme ışını onlara ulaşmadı;  onların nefret edilen isimleri on birinci yüzyıldan itibaren Bizans tarihçilerinin her sayfasında yer almaktadır;  ve Alman rahipler kroniklerinde onlardan bahsederken pessiini ve vilissiini sıfatlarını eklemeyi asla ihmal etmezler.  Köylerine veya kulübelerle inşa edilmiş kasabalarına katai deniyordu;  Tuna Nehri'nde bir miktar tarım yapıyorlardı ve Cherson, Theodosia ve Karadeniz'deki diğer Yunan şehirleriyle canlı bir ticaret yapıyorlardı.  Sığırlarını Ruslara sattılar ve ganimetlerini mor elbiseler, ipek elbiseler, değerli kürkler ve aromatik maddeler gibi her türlü Doğu lüksüyle takas ettiler.  Kalabalıklarının dağılmasından sonra, başıboş kalan bazı Petçenekliler, Komnenos imparatorlarının Yunan ordularına katıldılar ve burada iyi hizmet ettiler;  Macaristan Kralı Zultan ise Almanları korkutmak için batı sınırlarında bu canavarlardan bir koloni kurdu.


 Sayfa 227


 Moglena, 254.

Sayfa 335


 Athos Dağı'ndaki belgelerde Kumanların etnik adından türeyen yer adlarına ilişkin pek çok referans yer alıyor, ancak bunların hiçbirinin Chalcidice Yarımadası'nda yer alamadığı anlaşılıyor.  Çar Stephen Uros III Decanski'nin (1321-1331) 1327'de Hilandar Manastırı'na bağışladığı köyler arasında Komanovo adlı bir köy de vardı.°!!  Üsküp'ün kuzeydoğusundaki modern Kumanovo kasabasının aynısı olabilir.  Hilandar Manastırı ile Novo Selo arasında 1621 yılında yapılan anlaşmada geçen KovpavoBeC isimli yer.7?  Despot Jovan Draga' ve kardeşi Konstantin'in 1372 ile 1375 yılları arasındaki bir fermanı, Aumanicevo adlı bir köyün de dahil olduğu Aziz Panteleem Manastırı'na daha önce arazi bağışları yapıldığını doğruluyordu.  Vardar nehrinin sağ kıyısında, Kavadarcı'dan çok da uzak olmayan bir yerde bulunmaktadır.  Moglena temasına yerleşen Kumanlar'ın Makedonya'da bu tür kişi ve yer adlarının yaygınlaşmasına önemli katkıları olmuş olabilir.  ‘Bu Türklerden aslında 1181 ve 1184’te Lavra keşişleriyle yaşanan anlaşmazlıklarla ilgili olarak özellikle bahsediliyor.?!*


 Sayfa 512


 Moglena, bölge 180, 326, 335


Sayfa 140


 Osmanlı milletinin büyük çoğunluğu artık yavaş yavaş pastoral yaşamdan vazgeçerken, Anadolu ve Avrupa'daki Jürükler eski yaşam tarzına takılıp kalmaya devam ediyor.  Jürüklerin kış köyleri Gümürdün'ün kıyı ovasında, Seres'ten Vardar'a kadar olan dağlık bölgede, Moglena bölgesinde ve Tesalya ovasında bulunmaktadır.  Bhodope yerlileri Konjari*) (Ngr. Koviagideg) adını Türk kojun koyunundan veya Bulgar kon atından yorumluyorlar, ancak Selanik ve Tesalya Konjarlarının efsanelerinden bunun eski Seldiuk ikametgahıyla ilgili olduğu açıktır. Antik İkonion olan Konie ile ilgilidir.  Jürük adı, Türkçe jürümek gezgininden gelir ve genel olarak bir göçebeyi tanımlar;  Gururla kendilerine öyle diyorlar (ben Jürükum: Ben Jürük'üm).  Lehçeleri yerel Türklerinkinden farklıdır;  Vambery'ye göre, Küçük Asya'da Jürüklerin dili Azerbaycan Türkçesine yaklaşmakta ve Osmanlılar arasında yerini Arapça ve Farsça yabancı kelimelere bırakan pek çok eski kelimeyi içermektedir.^)

Mahkumların öldürülmesi savaşın ardından gece boyunca devam etse de, Anna Komnene'nin tüm Peçenek ulusunun soykırımını iddia etmesine rağmen Lebounion savaşının onların sonu olmadığını belirtmek gerekir.  Pek çok göçebe savaştan sağ kurtuldu ve bunların çoğu, yeni Bizanslı derebeyleri tarafından batı Makedonya'daki Moglena kalesine nakledildi ve çevredeki bölgeye yerleşmek üzere aniden şekillendi.

Page 139


Orthodox Christianity, and slowly fused with the Slav agriculturists, the new nation identifying itself by the name of the Herrenvolk: Bulgarians, and the country Bulgaria.? From the tenth to the thirteenth century other large Turkic groups — the Uz, the Pechenegs and the Kipcak or Cumans — arrived from Eurasia and settled on both sides of the lower Danube, leaving behind them many inscriptions and graffiti written in the runes of the Orkhon-Jenissej type.4 After 960 Byzantium was again in control of most of Bulgaria. Large groups of Pechenegs, after having been defeated militarily, were settled in the mountain canton of Moglena (on the border of Greece and the former Yugoslav Macedonia) and in the mountainous south-western corner of Bulgaria. There they still survive as a distinct ethnic group, the Sop. They converted to Christianity, and slowly adopted the Slav-Bulgarian language. In the twelfth century, Anna Komnene mentions other Pecheneg groups, who were settled in the south-eastern Rhodopes, in what later was to become the Ottoman kaza of Ortakéy (since 1934, Ivajlovgrad). The oldest preserved Ottoman census and taxation register from 1452/5 mentions in this area a remarkably large number of Turkish toponyms evidently dating back to pre-Ottoman times, descriptive toponyms with a Christian connotation such as Baskilise and Kara Kilise. Ansbert, the historian of the third crusade, mentions that in 1190 the important


 Sayfa 139


 Ortodoks Hıristiyanlık ve yavaş yavaş Slav tarımcılarıyla kaynaşan yeni ulus, kendisini Herrenvolk adıyla tanımlıyor: Bulgarlar ve ülke Bulgaristan.?  Onuncu yüzyıldan on üçüncü yüzyıla kadar diğer büyük Türk grupları (Uzlar, Peçenekler ve Kıpçaklar veya Kumanlar) Avrasya'dan gelerek aşağı Tuna'nın her iki yakasına yerleştiler ve arkalarında Orhun runik yazılarıyla yazılmış birçok yazıt ve duvar yazısı bıraktılar.  -Jenissej tipi.4 960'tan sonra Bizans yeniden Bulgaristan'ın büyük bölümünü kontrol altına aldı.  Askeri açıdan yenilgiye uğratılan büyük Peçenek grupları, Moglena dağ kantonuna (Yunanistan ve eski Yugoslav Makedonya sınırında) ve Bulgaristan'ın dağlık güneybatı köşesine yerleştirildi.  Orada hala ayrı bir etnik grup olan Sop olarak hayatta kalıyorlar.  Hıristiyanlığa geçtiler ve yavaş yavaş Slav-Bulgar dilini benimsediler.  On ikinci yüzyılda Anna Komnene diğer Peçenek gruplarından bahseder…

573 Zonaras, 740-741;  Ephraemus, Kronoloji: Keiuevo —yetadppaon —oxdMa 05. Aapwpidn.  Tdpos A' (Atina: Ellinon Ecdesias Center, 1984), 123;  Angold, İmparatorluk, 133;  Birkenmeier, Ordu, 158;  Marculet, "Petchénégues", 101. Moglena'ya yerleşen Peçeneklerin ilk komutanı, mührü Jordanov tarafından basılan, tur pazarlaması yapan Joseph Maniakes olduğu anlaşılıyor.  Bkz. Jordanov, Corpus 1, 127;  Jordanov, Corpus 2, 273-274;  Jordanov, Corpus 3, 459-460

122 Bu, göçebe kökenli çeşitli Bizans askeri komutanlarının (Tatikios, İkhan, Skaliarios, Monastras, Ouzas ve Argyros Karadja) isimleriyle kanıtlanmaktadır.  Örneğin böyle bir birlik, Lebounion'daki (Patzinakai Moglenitai) yenilgiden sonra Moglena'ya yerleşen ve Bizans ordusuna katılan Peçeneklerden oluşan tagma idi.  Yukarıdaki metne ve Zonaras, 740-741'e bakınız;  Zlatarski, Ucmopus, 209;  Kiihn, Armee, 251. Bkz. MeSko, “Göçebe Etkileri”, 66-80

Kumanlardan geldiğini söyledi.  Ancak Peçenekler göz ardı edilemez, çünkü dilleri Kumanların diline çok benzer olmalı ve Peçenek yerleşimleri, Balkanlar'da konfederasyonun 1041'de Bizanslılar tarafından nihai yenilgisinden sonra on ikinci yüzyılda ortaya çıkmış olmalıdır.  12. yüzyılda Ulah ve Kuman nüfusunun belirli bir karışımını hesaba katmak gerekir.  Avrupa'ya doğudan gelen göçebe halkların çoğunda olduğu gibi Kumanlar da yağmacı ve yağmacı savaşçılardı; zafer veya yenilgilerinden sonra genellikle akın ettikleri bölgelerden geri çekilirlerdi.  Ancak çoğu göçebe halkta olduğu gibi, göçebelerin belirli bir kısmı sıklıkla konfederasyonun büyük kısmından ayrılıyordu.  Bazı Kuman gruplarının Balkanlarda kalıp Ulahlarla birleşmiş olması gerekir.  Her iki halkın göçebe yaşam tarzının pek çok ortak özellik göstermesi, onların kaynaşmasını kolaylaştırmış olabilir.  Burada İmparator Andronikos Komnenos'un Şubat 1184'te yayınlanan ve Moglena (Batı Makedonya) bölgesindeki Kumanlardan, Ulahlardan ve Bulgarlardan söz eden meşhur prostagmasına atıfta bulunabilirim."  Hayvancılıkla (muhtemelen at ve koyun) uğraşıyorlardı ve Ulah ve Bulgar meslektaşlarından farklı olarak özgür insanlardı ve eyaletin seçkinlerine aittiler.'® Moglena'daki bu Kumanlardan on yıl sonra (Ekim 1196'da) bahsedildiğinden  aynı ilde" olduklarından, bunların bölgenin köklü yerleşimcileri oldukları rahatlıkla varsayılabilir.  Malingoudis, haklı olarak Asen ve kardeşlerinin, Moglena Kumanlarına çok benzeyen, Balkan Dağları'nın ötesindeki yerel bir Kuman grubundan ortaya çıkmış olabileceğini öne sürüyor.'*°


 Sayfa 225


 Mesene 47, 52 Michael, bkz. Glabas Michael, Tsarica oğlu Maria 81 Michael Asen, Bulgar çarı 70, 81 Michael Sigman, Bulgar çarı, Sigman oğlu 98, 107, III, 113, 122, 125, 129, 149, 150 Michael  I] Doukas, Epeiros'lu 84, 115 Michael VIII Palaiologos, Bizans imparatoru 2, 69, 71'ler 72'ler 73-43 763 79'lar 80-35 84, 85, 86-8, 95, IOI, 114, II5, 116, 119, 120  , 161 Michael IX Palaiologos, Bizans imparatoru 119, 120, 123 Mico 81 Mihald, Nagymihald (Mehadia), kasaba 144, 149, 154 Mikch, Ban of Slavonia 150 Mikola, Bogdan'ın babası 159 Milcov (Milké), kasaba 63, 136,  157 Milutin, bkz. Stefan Uro§ II Mlava, nehir 104 Moesia 19 Moglena, eyalet 41 Mogovari/Mogovars 109 Mogul 71 Moldavya 4, 7, 27, 32, 64, 93, 94, 104, 134, 136, 137-41, 143  , 155) 157-60, 165 Kara Bogdan 140, 160 Mauroblachia (MaupoBAaxia) 140, 143 MoAdoPAayia 143 Moldova Cumhuriyeti 143 PwooBaAaxia 143 Moldva, nehir 143, 156, 158 Moncastro, bkz. Akkerman Monembasia, kasaba 116 Montferrat, bkz. Montferrat'ın nesi  ;  Boniface of Montferrat Moravia 70 Moravos (Morava), nehir 45, 103, 105 Morea 116 Peloponnesos 116 Morea, Chronicle of 115, 117 Morrha 127 Ahrido 127 Moskova 124 Miinjiik 92, 93 Muntenia 134, 143, 147, 148, 149, ben50,  155 Murinos, protovestiaritler 83 Mutaftiev, S. 18, 24, 37, 38, 39, 78 Mysia 42 Mysoi (Mucot) 15, 23, 43

İmparatorluğun merkezini hedef alıyordu. Aleksios kurtuluşu bir başka Türk soyu olan Kumanlarda görerek onlar ille ittifak yapmış ve Kumanları Peçeneklerin üzerine salmıştır. Sayıları 40.000 olan Kumanlar, 29 Nisan 1091”de Meriç ağzında Lebounion denilen yerde Peçenekleri bozguna uğratarak kıyıma tabi tutmuşlardır.”? Mateos, bu savaşlar sırasında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu birçok Peçenek”in tutsak edildiğini söyler.”” Bu tutsakların bir kısmı Bizans hizmetinde yararlanılmak üzere, ailesi ile birlikte, Moglena şehrine yerleştirilmiş. Bunlardan seçkin bir birlik oluşturulmuş ve bunlara Moglenarlı Peçenekler denilmişti. Zonaras, bu Peçeneklerin XII. yüzyılın başında dahi burada

Sayfa 178


 Mann'lara karşı - Moglena eyaletindeki Khosztiané adlı bir yerleşim yerini vergi muafiyeti ve ölümünden sonra mülkü torunlarına bırakma hakkı ile bağışladı (LEMERLE-GUILLOU-SVORONOS 1970, 255-259).  182.  Belgedeki liste: Bizanslılar, Ruslar, Varegler, Kulpingonlar (kimlikleri tartışmalıdır), İngilizler, Normanlar, Almanlar, Bulgarlar, Sarazenler, Alanlar, Abhazlar (MIKLOSICHMÜLLER 1890, 47).  Tüzük, Christodoulos'a, keşişin imparatorun desteğiyle bir manastır kurduğu Patmos adasını genel vergi muafiyeti ile tanıyor (MIKLOSICH-MÜLLER 1890, 44-48).










Aynı şekilde, Bizans devletinin yeniden yerleştirme vakalarının tümü, yalnızca imparatorluk devletinin uygulanabilir askeri ve siyasi otoritesinin sınırları dahilinde gerçekleşmedi.  İmparatorluk ayrıca sürekli olarak imparatorluğun dışından insanları da buraya yerleştirdi.  Örneğin, 7. yüzyılda Amanos Dağları'ndan (Suriye'de) Küçük Asya'ya yerleştirilen Miafizit Mardaitler ve 19. yüzyılda I. Aleksios Komnenos tarafından Moglena'ya (Makedonya) yerleştirilen Peçenekler.


 Sayfa 163

Sayfa 163


 Hareketin tarihsel önemi: Bazen büyük insan ve hayvan gruplarının hareketliliği, pastoralistler ile yerleşik nüfus arasında çatışmalara yol açıyordu, ancak otlatma alanı ihtiyacı da pastoralistler arasında çatışmalara neden oluyordu.  İmparatorun kendisi ve patrik müdahale edebilse de, vakayı incelemek ve anlaşmazlığı çözmek genellikle eyalet yetkililerinin göreviydi.  Özellikle bir manastırla ilgili tartışmalarda yazılı kararlar, başka bir anlaşmazlık ortaya çıktığında sunulmak üzere genellikle korunurdu.  Büyük Lavra'da hayvancılıkla uğraşan Ulah pastoralistlerine karşı tutum Kekaumenos'unkinden tamamen farklıdır.  11" ve 12" yüzyıllarda Bizans komutası altında süvari okçuları olarak görev yapan Türk grupların imparatorluk topraklarına yerleşmesine tanık olundu.  Bunların en önde gelenleri, her ikisi de Makedonya'da Kozuf Dağı'nın bulunduğu Moglena'da görülen Peçenekler ve Kumanlardı.' Ancak Avrasya'nın bozkırlarından gelen bu göçebelerden bazıları, otlatma alanları konusunda yerel çobanlarla anlaşmazlığa düştü.  Böyle bir durumda, Büyük Lavra gibi güçlü dini toprak sahipleri, bizzat imparatorun yardımını istemek için gereken otoriteye ve ağlara sahipti.  Tahmin edilebileceği gibi imparator, Lavra'nın Ulah kökenli yaylacı çobanlarının lehine müdahale etti, manastırın Moglena'daki otlaklar üzerindeki haklarını onayladı ve Ulah çobanlarına bölgede hayvanlarını otlatırken tam güvenlik garantisi verdi.  Hareket türü: Gönüllü (yaylacı çobanlar olarak).


 Sayfa 163


 Hareketin yerleri ve tarihi: Yazlık meralar (Pouzouchia, muhtemelen Kozuf Dağı/Tzena'da) ile Moglena'daki (Güney Makedonya) kışlık meralar arasında;  1180'lerin başı.


 Sayfa 164


 [P.  343] İmparatorluk yönetimimiz, Athos Dağı'ndaki saygıdeğer Aziz Athanasios manastırının partisinden, Moglena'da yaşayan Kumanların Pouzouchia adlı dağ otlağına çıktıklarını belirten bir muhtıra aldı, [s.  344] kendi manastırlarına ait olan ve orada hayvanları için çitler yapıp özgürce otlatmalarına izin veren ve hayvanları için gereken ondalık parayı oraya ödemeyi reddeden kişilerdir.  Ve eğer durum böyleyse, imparatorluk yönetimimiz Moglena'nın ilgili vergi görevlilerine imparatorluk yönetimimizin bu emrini onlara göstermelerini ve onları Aziz Athanasios manastırına aşar vergisinin tamamını veya ona ait olan diğer herhangi bir ücreti ödemeye zorlamalarını emreder.  BT.  Eğer bundan sonra ve benim imparatorluk yönetimimin şimdiki komutasından sonra böyle bir şeye cesaret ederlerse, kendilerine ait olmayan Ulahlara ve Bulgarlara kendilerininmiş gibi muamele etmelerine izin vermeyebilirler ve hepsinin partiye katılmasını talep edebilirler.  Yukarıda adı geçen manastırın yerleşik bir geleneği olduğu için.  Ancak buna razı olmazlar ve yine bir şeyleri engellemeye çalışırlarsa veya şu ana kadar yürürlükte olan adaletsiz gelenek uyarınca Ulahları ve Bulgarları muaf tutmaya çalışırlarsa, bundan sonra vergi memurları tarafından yukarıda bahsedilen dağ otlağından kovulurlar.  hatta onların isteğine karşı.  Ancak daha sonra kanuna aykırı bir şekilde yukarıda adı geçen dağ otlağına giden yolu kullanırlarsa veya adı geçen manastıra borçlu olunan diğer herhangi bir şey konusunda imparatorluk yönetimimin emrine uygun davranmayı reddederlerse cezalandırılacaklar.  onlar tarafından meşru ve adil olana göre.  Ancak adı geçen manastıra mensup Ulahlara gelince, yaylalardan indikten sonra hayvanları için yeterli otlak alanı olmadığından ve bu nedenle büyük ihtiyaç nedeniyle hayvanlarını Moglena bölgesinde otlatmalarına izin verdikleri için, benim  imparatorluk yönetimi, kendilerine ait her türlü hayvanı aynı Moglena eyaletinin sınırları içinde taciz edilmeden, rahatsız edilmeden ve herhangi bir hediye vermeden otlatmalarına izin vermelerini emrediyor.  Eğer vergi memurlarından biri, askerler veya taşra memurları ve hatta Kumanların kendileri tarafından engellenir veya tehdit edilirlerse, istemeseler bile, kim olursa olsun benim imparatorluk yönetimimin emrine karşı hareket etmeye kalkışan kişi, bunun cezasını çekecek.  imparatorluk yönetimimden duyduğum en büyük hoşnutsuzluk.  O halde Aziz Athanasios manastırının Ulahları, daha önce de belirtildiği gibi, yanlarında bulunan hayvanları bundan sonra ve gelecekte tacize uğramadan, rahatsız edilmeden veya kötü muameleye maruz kalmadan Moglena eyaleti sınırları içinde otlatmalarına izin vereceklerdir.  her türlü ücret.

Page 295


12. yüzyılda İoannes Tzetzes gibi bir entelektüelin yazılarından birinden anlaşılacağı üzere bir nevi kozmopolitizm, dönemin önemli dilleri ile ilgili fikir sahibi olunmasını gerektiriyordu. Latince ve Arapçadan önce Tzetzes Kumanlara ve Selçuklu Türklerine dillerinde hitap edebildiğini vurguluyordu: Örneğin Kumanları selamlamak için İslami formülle Kuman unvanı Altu Begi birleştirip, “Salamalek altupeg” demesi gibi. Türkler arasında kullanılan bazı formülleri bildiğini göstermek için karındaş/kardeş (Yunanca metinde karantasi olarak geçiyor) terimlerini kullanıyor.


Page 393


Moglena kuşatması 343-344

Sayfa 1201


 Batılı takviye kuvvetlerinin gelmesini bekleyen Kumanlar, savaşa hemen girişilmesinde ısrar etti;  Aleksios, Peçenek-Kuman ittifakından korktuğu için savaşmak zorunda kaldı.  Byz.  Kumanlar ise şafak vakti kendilerini ve ailelerini kapalı vagonların arkasına sığınan Peçeneklere karşı hilal şeklinde ilerlediler.  Başlangıçta Peçenekler, Kumanlara sığınmaları nedeniyle zayıfladılar.  Çatışma günün büyük bölümünde sürdü;  Byz'ın susuzluğunu gidermek için komşu köylüler su getirdiler.  askerler.  Anna Komnene'ye göre (An.Komn. 2:142f) mücadele, bazı esirlerin alınmasına rağmen aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu korkunç bir katliamla sona erdi.  12.C.  tarihçi (Zon. 3:740f), hayatta kalan Peçeneklerin MOGLENA temasına yerleştiğini kaydeder.  Peçeneklerin gücü kırıldı;  Anna Komnine popüler bir şarkıdan bir parça aktarıyor: "İskitler bir gün bile olmadığı için May'i görmeyi kaçırdılar."


 Sayfa 1389


 MOGLENA (MoyAéeva), güneydoğu Makedonya'da bir bölge.  Yaklaşık 1015 yılında Moglena, arkon Elitzes (Skyl. 352-33—34) tarafından yönetilen bir Bulgar bölgesiydi.  II. Basileios tarafından ele geçirilen bu yapı, ilk kez 1086'da kanıtlanan bir temayı (Lavra 1, no.48.6) ve 1020 tarihli bir fermanda bahsi geçen bir piskoposluğu oluşturmaktaydı. Athanasios Lavra'sı Moglena'da topraklar elde etti ve yaklaşık 1196'da yerel stratiotai ile bir anlaşmazlık yaşadı ve  Manastıra kira (dekateia) ödemeyi reddeden Moglena paroikoi piskoposu (Lavra 1, no.69).  Başka bir çatışma, yaklaşık 1181 yılında manastırın Moglena'da kendisine zamir verilen Kumanların haklarına itiraz etmesiyle ortaya çıktı (Lavra 1, no.65).  1205 yılında Moglena Kalojan tarafından fethedildi.

 Sayfa 477

 Yaklaşık olarak XVI.  19. yüzyılda Türkmen Juruklar ve Türk Konjarları Trakya ve Makedonya'nın güney bölgelerine, özellikle Moglena'ya yerleştiler.  Bu işgalcilerin saldırıları sonucunda yerli Rumunlular ve Bulgarlar sıklıkla İslam'a geçtiler.  Geçtiğimiz yüzyılda Balkanlardaki Tozluk ve Gerlovo bölgelerinin (Türkçe: Karlova, 45 köy) Asyalı Türk sömürgeciler tarafından işgal edildiği söyleniyor.  Gerlovo'daki tek Bulgar köyü olan Vrbica, yurttaşlarıyla birlikte (1776'da 20.000 kişiydi) Kırım'dan Türkiye'ye taşınan Tatar padişahlarının ikametgahı oldu.  Diğer
W
Sayfa 335

 Athos Dağı'ndaki belgelerde Kumanların etnik adından türeyen yer adlarına ilişkin pek çok referans yer alıyor, ancak bunların hiçbirinin Chalcidice Yarımadası'nda yer alamadığı anlaşılıyor.  Çar Stephen Uros III Decanski'nin (1321-1331) 1327'de Hilandar Manastırı'na bağışladığı köyler arasında Komanovo adlı bir köy de vardı.°!!  Üsküp'ün kuzeydoğusundaki modern Kumanovo kasabasının aynısı olabilir.  Hilandar Manastırı ile Novo Selo arasında 1621 yılında yapılan anlaşmada geçen KovpavoBeC isimli yer.7?  Despot Jovan Draga' ve kardeşi Konstantin'in 1372 ile 1375 yılları arasındaki bir fermanı, Aumanicevo adlı bir köyün de dahil olduğu Aziz Panteleem Manastırı'na daha önce arazi bağışları yapıldığını doğruluyordu.  Vardar nehrinin sağ kıyısında, Kavadarcı'dan çok da uzak olmayan bir yerde bulunmaktadır.  Moglena temasına yerleşen Kumanlar'ın Makedonya'da bu tür kişi ve yer adlarının yaygınlaşmasına önemli katkıları olmuş olabilir.  ‘Bu Türklerden aslında 1181 ve 1184’te Lavra keşişleriyle yaşanan anlaşmazlıklarla ilgili olarak özellikle bahsediliyor.?!*

 Sayfa 512

 Moglena, bölge 180, 326, 33
Sayfa 67

 Dinyeper'in doğusundaki topraklar;  diğerdördübatıda.'^' Şefleri kalıtsal chan'lardı, soylularına ise kangar deniyordu.  Kuzeyde Dinyester şelalelerine kadar uzandılar ve orada Ruslarla sürekli savaşa girdiler;  güneyde Tuna'yı geçerek Makedonya ve Trakya'nın her tarafını harap ettiler;  Yunanlılar umutsuzluk içindeydi;  borcunu ödemeye çalıştılar ama Bizanslılar ışıltılı tavırlarıyla onların altına olan susuzluğunu daha da artırdılar;  Barbarlar arasındaki iç savaş Aleksios'u kurtardı;  Seçkin bir Petçenek olan Chan Kegen ülkeden kaçtı, din değiştirdi ve 1050'de Yunan ordusunun başında kendi vatandaşlarını yendi ve onların bir kısmını Makedonya'daki Moglena'ya yerleştirdi.  Ancak diğer sürüler saldırılarına devam etti; ta ki 1122'de Volga'daki kadim rakipleri Kumaniler ve Uzi'nin yanı sıra büyük imparator KaloJohannes'in saldırısına uğrayana kadar.  İyi planlanmış manevralarla canavarlar sonunda tuzağa düşürüldü;  onlara HO yardımı vardı;  kılıcın keskin tarafıyla yok edildiler ve tarihte bir daha asla ortaya çıkmadılar.  Petçenekler, şimdiye kadar yaşamış en canavarca ve iğrenç kişiler olarak tanımlanıyor: şimdiye kadar yaşamış zavallılar;  onlar sadakatsiz ve hainlerdi;  açgözlülükleri doyumsuzdu;  tutkuları acımasızdır;  en sevdikleri yiyecekler kedilerin, farelerin, tilkilerin, kurtların çiğ eti;  dillerini konuştukları Tatarlar gibi uzun saçları, sakalları ve uçuşan kıyafetleri vardı.  Petçenekler hiçbir zaman atlarını bırakmadılar;  sayısız süvari oluşturdular ve attıkları oklar kadar hızlı hücum ediyorlardı;  hiçbir insanlık kıvılcımı, hiçbir yetiştirme ışını onlara ulaşmadı;  onların nefret edilen isimleri on birinci yüzyıldan itibaren Bizans tarihçilerinin her sayfasında yer almaktadır;  ve Alman rahipler kroniklerinde onlardan bahsederken pessiini ve vilissiini sıfatlarını eklemeyi asla ihmal etmezler.  Köylerine veya kulübelerle inşa edilmiş kasabalarına katai deniyordu;  Tuna Nehri'nde bir miktar tarım yapıyorlardı ve Cherson, Theodosia ve Karadeniz'deki diğer Yunan şehirleriyle canlı bir ticaret yapıyorlardı.  Sığırlarını Ruslara sattılar ve ganimetlerini mor elbiseler, ipek elbiseler, değerli kürkler ve aromatik maddeler gibi her türlü Doğu lüksüyle takas ettiler.  Kalabalıklarının dağılmasından sonra, başıboş kalan bazı Petçenekliler, Komnenos imparatorlarının Yunan ordularına katıldılar ve burada iyi hizmet ettiler;  Macaristan Kralı Zultan ise Almanları korkutmak için batı sınırlarında bu canavarlardan bir koloni kurdu.

 Sayfa 227

 Moglena, 254.
Sayfa 335

  Dağı'ndaki belgelerde Kumanların etnik adından türeyen yer adlarına ilişkin pek çok referans yer alıyor, ancak bunların hiçbirinin Chalcidice Yarımadası'nda yer alamadığı anlaşılıyor.  Çar Stephen Uros III Decanski'nin (1321-1331) 1327'de Hilandar Manastırı'na bağışladığı köyler arasında Komanovo adlı bir köy de vardı.°!!  Üsküp'ün kuzeydoğusundaki modern Kumanovo kasabasının aynısı olabilir.  Hilandar Manastırı ile Novo Selo arasında 1621 yılında yapılan anlaşmada geçen KovpavoBeC isimli yer.7?  Despot Jovan Draga' ve kardeşi Konstantin'in 1372 ile 1375 yılları arasındaki bir fermanı, Aumanicevo adlı bir köyün de dahil olduğu Aziz Panteleem Manastırı'na daha önce arazi bağışları yapıldığını doğruluyordu.  Vardar nehrinin sağ kıyısında, Kavadarcı'dan çok da uzak olmayan bir yerde bulunmaktadır.  Moglena temasına yerleşen Kumanlar'ın Makedonya'da bu tür kişi ve yer adlarının yaygınlaşmasına önemli katkıları olmuş olabilir.  ‘Bu Türklerden aslında 1181 ve 1184’te Lavra keşişleriyle yaşanan anlaşmazlıklarla ilgili olarak özellikle bahsediliyor.?!*

 Sayfa 512

 Moglena, bölge 180, 326, 335

Sayfa 140

 Osmanlı milletinin büyük çoğunluğu artık yavaş yavaş pastoral yaşamdan vazgeçerken, Anadolu ve Avrupa'daki Jürükler eski yaşam tarzına takılıp kalmaya devam ediyor.  Jürüklerin kış köyleri Gümürdün'ün kıyı ovasında, Seres'ten Vardar'a kadar olan dağlık bölgede, Moglena bölgesinde ve Tesalya ovasında bulunmaktadır.  Bhodope yerlileri Konjari*) (Ngr. Koviagideg) adını Türk kojun koyunundan veya Bulgar kon atından yorumluyorlar, ancak Selanik ve Tesalya Konjarlarının efsanelerinden bunun eski Seldiuk ikametgahıyla ilgili olduğu açıktır. Antik İkonion olan Konie ile ilgilidir.  Jürük adı, Türkçe jürümek gezgininden gelir ve genel olarak bir göçebeyi tanımlar;  Gururla kendilerine öyle diyorlar (ben Jürükum: Ben Jürük'üm).  Lehçeleri yerel Türklerinkinden farklıdır;  Vambery'ye göre, Küçük Asya'da Jürüklerin dili Azerbaycan Türkçesine yaklaşmakta ve Osmanlılar arasında yerini Arapça ve Farsça yabancı kelimelere bırakan pek çok eski kelimeyi içermektedir.^)
 Mahkumların öldürülmesi savaşın ardından gece boyunca devam etse de, Anna Komnene'nin tüm Peçenek ulusunun soykırımını iddia etmesine rağmen Lebounion savaşının onların sonu olmadığını belirtmek gerekir.  Pek çok göçebe savaştan sağ kurtuldu ve bunların çoğu, yeni Bizanslı derebeyleri tarafından batı Makedonya'daki Moglena kalesine nakledildi ve çevredeki bölgeye yerleşmek üzere aniden şekillendi.


On ikinci yüzyılda Pronoia​

askerlik hizmeti, daha sık ve daha açık bir şekilde vurgulanan bir şey daha sonraki belgelerde .” Belgenin kendisi hiçbir şey sağlamasa da​​ bu üç askerin ve Pankratios'un mülklerini ellerinde tuttuklarına dair kanıt​ pronoia çünkü onlar askerdi , Ostrogorsky birinin doğal olarak olduğunu savundu bu tür bir belgenin askeri yükümlülüklere hitap etmesini bekleyemeyiz ve​ pronoia ile bağlan
uğunu iddia etti . hepsi aile doğurduğu için erkeklerin daha az soylulara ait olduğunu gösteriyor​​ isimler ve Pankratios'un kendisine resmi olmayan saygı unvanıyla hitap ediliyor​​ Kyr?”

Bu askerlerin zamirleri ile orduları arasında bir bağl
Sayfa 54

Öte yandan belge birkaç sonuca da varıyor. "Temasının Kuman zamirlerinin yetkilendirilmesi" ifadesiMoglena” Kumanlara ilişkin az çok önemli bir hükümet politikası öneriyor. Açıkçası "Kuman zamirlerinin" ne olduğunu açıklamaya gerek yoktu çünkü bu fenomen en azından bu bölgede oldukça yaygındı. George Ostrogorsky bunu, sanırım doğru bir şekilde, I. Manuil Komnenos'un hükümdarlığı sırasında zamirin özellikle yabancılara doğru önemli ölçüde yayıldığının kanıtı olarak yorumladı.°”

Sayfa 54

Gennadij Litavrin, KumanlarınMoglenaaskerlik hizmeti koşuluyla devlet topraklarından yararlanma hakkını elde etmişti ve Ostrogorsky, Kumanların askeri yapısının, pronoiai sahiplerinin asker olma eğiliminde olduğu yönündeki tezine daha fazla destek sağladığını düşünüyordu.*? Kumanların askerlik hizmetleri ile zamirleri arasındaki bağlantı belgede tespit edilemese de oldukça muhtemeldir. Bu belgeye dayanarak pronoia bağışı sahiplerinin asker olduğu sonucuna varılamaz, ancak bu yasa artı Kontostefanos yasası ve onikinci yüzyıldan başka bir belge /2.5] bunu da makul bir sonuca ulaştırır.

07 telos bkz . telos vergiler, Osmanlı angarya (korveler), 581, 582, 583, 585 kötü-i hava, 583 cizye, 582 haradj (xapérthi, harac), 552, 563, 564, 565, 567, 572, 573 bas haraç, 582 harac mukasama, harac muv
Osiir (ondalık), 583 resm-i çift, 582, 591 resm-i kulluk, 582 tekalif-i drfiye, 582 vergiler, ikincil tal

Sayfa 55

Lavra Manastırı'nın bölgede yaşayan Kumanlarla sorunlarıMoglenaalan devam etti. Andronikos Vatatzes'in praktikon'undan üç yıl sonra Andronikos I Komnenos tarafından Lavra ile bazı Kumanlar arasındaki başka bir anlaşmazlığı konu alan bir prostaksis yayınlanmıştır. Rahipler imparatora şu şikayette bulundular: “Kumanların [oikountes]MoglenaManastıra ait bir dağa girmiş ve Lavra'ya "hayvanlarının dekateia'sını", yani otlakların kullanımı için kira ücretini ödemeyi kabul etmeden orada bazı hayvancılık barınakları (mandria) inşa etmişti. İmparator, vergi tahsildarlarına (praktores) Kumanları bu dekateia'yı ve diğer tüm borçlarını ödemeye zorlamalarını ve başkalarının elinde bulunan Ulah veya Bulgarlara el koymalarını engellemelerini emretti. Belli ki bunlardan bazıları manastırın paroikoi'siydi.
Sayfa 56

Belki de bu suçlamalardan biri hayvanları otlatma ücretiydi, çünkü imparator ayrıca manastıra bağlı Ulahların, hayvanlarını serbestçe otlatmalarına izin verilmesini emretmişti.Moglenahiçbir ücret ödemeden ve “orada bulunanlardan, vergi tahsildarları [praktores], askerler, tematik [memurlar] veya Kumanların kendileri tarafından engellenmeyecek veya uzaklaştırılmayacaklar” (satır 10).

Sayfa 56

Aynı belge keşişlerin karşılaştığı başka bir soruna da değiniyor. Bazı “paroikoi işçileri” (douleutai veya paroikoi douleutai), Chostianes köyünde bulunan Lavra'nın bir mahallesi olan St. John Prodromos manastırının dışına yerleşmişlerdi. Bu işçilere manastırda praktikon yoluyla bahşedilmediğinden, görevli, bölgenin (paradoseis) verilmesini (petiton) yapmakla görevlendirildi.Moglenaonları "verilmemiş" olarak taciz ediyordu (satır 20: çünkü &trapaddtous), yani vergilerini ve iş yükümlülüklerini ne maliyeye ne de herhangi bir toprak sahibine veriyorlardı. Ve böylece “bunlardan ikisini zamir olarak Kumanlara verdi.”*? İmparator bu karara karşı çıktı ve bu insanları manastıra bağışladı; Kumanlara ise diğer paroikoi'lerden tazminat ödenmesi gerekiyordu (satır 23). Bunların, önceki belgede [2.4] adı geçen ve Chostianes bölgesinden ayrılmaları emredilen on altı Kuman askeriyle aynı olup olmadığını bilmek imkansızdır. Öyle olsaydı, taşınma emri yerine getirilmemişti; eğer öyle olmasalardı, Chostianes bölgesinde epeyce Kuman varmış gibi görünüyor.

Sayfa 57

1181 [2.4], her ikisi de Kumanlarla ilgiliMoglenaSöz konusu bölgelerde kimlerin yaşadığı ve çalıştığı ile ilgili olarak. Kontostefanos'un kanununda, pronoia sahiplerinin elinde bulunan “paroikoi evlerinden” bahsediliyor ve pronoia sahibi askerlerin ve Pankratios Anemas'ın Archontochorion bölgesinde fiziksel bir varlığa sahip olduklarına dair hiçbir işaret yok. Öte yandan, 1181 tarihli yasada Kumanların Hristianes bölgesinde yaşadığı belirtiliyor ve "evleri ve otlakları"ndan bahsediliyor.Moglena” manastırın mülküne izinsiz girmiş ve “hayvanları için bazı hayvan barınakları inşa etmişti.” Kumanların hayvan barınaklarına yapılan atıflar, bu insanların pastoral gelenekleri ışığında anlaşılabilir. Ancak üretimin ekonomik kaynaklarıyla Kontostefanos'un eylemindeki askerlerden daha yakın bir ilişkileri olduğu görülüyor. Bununla birlikte, her iki kanunun Kumanları da paroikoi'ye sahipti ve paroikoi'ye sahip olan manastırlara paralel olarak, paroikoi'nin vergilerinden ve işçilik hizmetlerinden faydalanabilirlerdi.
Sayfa 57

ile ilgili son bir belgeMoglenaBurada, hem Lavra keşişlerinin talebini hem de III. Aleksios Angelos'un Ekim 1196 tarihli kararını (lizis) içeren iki bölümlü bir kanundan bahsetmek gerekir. Rahipler, sahip oldukları bir köyle ilgili olarak imparatora Verrhoia temasıyla ilgili dilekçe verdiler. İmparatorun amcası tarafından manastıra bağışlanan bu para. Belgede köyün adı yer almıyor ancak Khostianes yakınlarında değildi. Lavra bu köydeki bazı arazileri (topia) “bazı askerlere” kiralıyordu (ekdidei).Moglenave piskoposun paroikoi'sineMoglenabir dekateia uğruna.” Ancak "bazıları yaz aylarında manastırımıza dekateia'larını ihtiyatlı bir şekilde ödemediler." Lavra imparatordan Verrhoia ve İtalya'nın vergi tahsildarlarına emir vermesini istedi.Moglenainatçıları iki kat kira ödemeye (dekateia) zorlamak. İmparator, eğer söz konusu parseller gerçekten Lavra'nın sınırları içerisindeyse, yerel yetkililerin Lavra'nın kiraladığı mülkle ilgili haklarını uygulaması ve bu mülkleri kiralayanların borçlu olunan dekateia'yı alıkoymasına izin vermemesi gerektiğine karar verdi.“
Ostrogorsky ve Dragutin Anastasijeviç, kanunda adı geçen askerlerin zamir sahibi oldukları sonucuna vardı ve Paul Lemerle, askerlerin "şüphesiz Kuman" olduğunu düşündü.*° Zamir sahibi Kuman askerlerinin güçlü bir varlığı olduğu görülüyor. bölgedeki sahipleriMoglenaaskerlere yapılan her atıfın
Sayfa 58

bölge onlara bağlıydı. Belgenin bu askerleri piskoposluk paroikoi'leriyle yan yana getirdiğini gözlemliyoruz, bu da onların oldukça düşük statüde olma ihtimalini ortaya çıkarıyor. Dahası, 1118'den sonra ve muhtemelen 12. yüzyılın ortalarında yazılan Zonaras'ın tarihinden biliyoruz ki, yağma için imparatorluğa giren bir grup Peçenek, imparatorluğa asker olarak yerleştirildi.Moglena1091'de I. Aleksios Komnenos'a yenildikten sonra imparator "onları eşleri ve çocukları ile yerleştirdi.Moglenave onları 'çok ayrı bir birlik' olarak organize etti. Kalıtım yoluyla günümüze kadar gelmişlerdir ve yerleştikleri yerin sıfatı olarak Peçenekler Moglenitai [TlatZivaxor MoyAevitat] olarak adlandırılmıştır.”*© Zavorda Risalesi'ndeki pasaja göre, bu Peçenekler zamir sahibi olamazlar. çünkü toprakları kalıtsaldı ve dolayısıyla küçük toprak sahibi askerler olmalılar.*” Bu, 1196 lizisindeki askerlerin Peçenek olduğu anlamına gelmez, ancak onların Kuman ya da zamir sahibi oldukları sonucuna varamayacağımız anlamına gelir

Sayfa 62

(i) noktasına gelince, Synadenos, Pankratios Anemas ve Kumanları [2.2—2.3] [2.5] içeren belgelerin tümü, zamirin veya zamirde tutulan nesnelerin mülkiyet içerebileceğini göstermektedir. 1162 Kontostefanos Yasası, pronoia'da tutulabilecek nesnelerin yalnızca mülkiyeti (bir proasteion) değil aynı zamanda paroikoi'yi de içerdiğini ekler; Kumanlarla ilgili 1181 ve 1184 belgelerindeMoglenaPronoia'da tutulduğu özel olarak belirtilen tek nesneler paroikoi'ydi. Bu belgelerin her ikisi de, pronoia bağışları içindeki paroikoi'lerin, paroikoi değişimleri veya ikamelerinin kolayca yapılabilmesi nedeniyle takas edilebilir olduğunu öne sürüyor. Pronoia'da gayrimenkul ve paroikoi tutulabilir.

Sayfa 62

Dört belgenin sağladığı bilgiler (ii) ile tutarlıdır: 1136 typikon'da II. John tarafından ölen bir adamın zamirinin bir manastıra verilmesi, imparatorun zamirlerin dağıtımını düzenleme hakkına sahip olduğunu zımnen gösterir; 1162 Kontostefanos kanunu, askerlerin ve Pankratios'un proasteion ve paroikoi'lerini ilk kez nasıl tuttukları hakkında doğrudan hiçbir şey söylemezken, bu askerlere paroikoi'lerinin yerleşebileceği bir yer olarak "mali bir topos" verildiğini söyleyerek devleti belirtir. geçimlerinin düzenlenmesinde yer alıyordu; Andronikos Vatatzes'in 1181 tarihli praktikonu, paroikoi'nin Kumanlara "Kuman pronoiai'sini verenler" tarafından atfedildiğini açıkça belirtmektedir.Moglena”; ve I. Andronikos'un 1184 prostaxis'i, bir mali yetkilinin "Kumanlara pronoia olarak" iki paroikoi bağışladığını açıkça belirtmektedir. Bu nedenle Pronoiai, doğrudan veya dolaylı olarak imparatorun emriyle imparatorluk görevlilerine verildi.

Sayfa 63

Bu tür bağışların ömür boyu olduğu şeklindeki (iii) noktasına gelince, 1136 typikon'undaki pronoia'nın II. John'un elinde olmasının nedeninin, asıl alıcının ölmüş olması olduğu sonucuna varabiliriz. Kontostefanos kanunu zamirin miras alınıp alınamayacağı konusunda belirsizdir ve iki kanun da Kumanlarla ilgilidir.Moglenabu tür konulardaki bilgimize hiçbir şey katmayın.

Sayfa 87

(iii) Leo Kephalas, Chostianes köyünü şu temayla kabul etti:Moglena1086'da I. Aleksios'tan alınmıştır. Hibe köyde yaşayan az sayıda köylüyü kapsamaktadır [4.6].

Sayfa 92

Bu aynı zamanda Choniates'in bu yeni askerlerden bazılarını “yarı barbar cüceler” olarak tanımlamasını da açıklamaktadır (Michael Angold'un Yunanca dvSpapio uigoBapBdapo kelimesini uygun bir şekilde tercüme etmesini ödünç alırsak). Choniates'in her söylediğini kabul etmememiz gerektiğini düşünen Ostrogorsky, yine de bu ifadenin, Kuman gibi Yunan olmayanlar anlamına geldiğini iddia etmiştir.Moglena/2.4—2.5], Manuel'in bağışlarını alanlar arasındaydı. Ancak “yarı barbar” asla “yabancı” anlamına gelmez. “Yarı Yunan” ya da hakaret olarak “kültürsüz Yunan” anlamına geliyor. Honiates, yeni askerlerin imparatorluk içinden geldiğine zaten işaret ettiğine göre, "yarı barbar" ifadesinin yalnızca onların sosyal kökenlerini onaylamamasıyla ilgili olduğu sonucuna varmalıyız. Aslında bu ifadeyi sözdizimsel olarak "gururlu bir Romalı"ya atfederek kullanıyor, yani "gerçek bir Romalı" artık bir "yarı Romalı"ya vergi ödemek zorundaydı."

Sayfa 110

Bizans'a yerleştirilen ve orduya kaydolan mağlup yabancılara ilişkin on birinci ve on ikinci yüzyıldaki örneklerin çoğu, muhtemelen bu tür tematik olmayan küçük toprak sahibi askerlerin örnekleridir. Ancak bunları tartışan Bizans tarihçileri o kadar belirsiz ki, modern bilim adamları bu yerleşimlerle ilgili kanıtları üç yoldan biriyle yorumladılar: (i) yeni orta Bizans askeri topraklarının yaratılması olarak, (ii) kendine özgü küçük yerleşim birimlerinin yaratılması olarak. Orta Bizans askeri topraklarıyla gerçek bir bağlantısı olmayan yabancıların varlığı veya (iii) zamir sahibi askerlerin yaratılması. Örneğin Zonaras, I. Aleksios'un 1091'de Peçenekler'i yenmesinden sonra imparatorun onları eşleri ve çocuklarıyla birlikte şu temaya göre yerleştirdiğini bildirir:Moglenaburada “çok farklı bir birim” (tayua...iSiaitatov) halinde oluşturuldular. Eugen Stanescu bunu yeni eski tarz askeri toprakların yaratılması olarak gördü; Ahrweiler ve Lemerle, kendilerine özgü etnik yerleşim bölgeleri oluşturan küçük çiftçiler oldukları sonucuna vardılar; Hohlweg, bu Peçeneklere ya eski tarz askeri toprakların ya da zamirlerin verildiğini yazdı.”*

Sayfa 111

Gerçekte, kaynaklarda, Choniates'in, on ikinci yüzyılın ikinci yarısında pronoia askerlerinin sayısında dramatik bir artış olduğu yönündeki görüşünü doğrulayacak çok az kanıt bulunmaktadır. Bölüm 2'deki belgelerin kanıtlarına sahibiz: Kontostefanos'un 1162 tarihli kanunu [2.3] ve özellikle de Kumanlarla ilgili on ikinci yüzyılın sonlarına ait belgeler.Moglena[2.42.5].

Sayfa 139

(iv) General Leo Kephalas, Nikephoros Botaneiates'ten aldığı Tadrinou köyündeki klasma'ya [4.4] ve I. Aleksios'tan aldığı Selanik yakınlarındaki Mesolimna adlı yerdeki proasteion'a [4.3] ek olarak iki tane daha aldı. Aleksios'tan her biri kendine özgü karaktere sahip mülk bağışları: Mayıs 1086'da Aleksios, Khostianes köyünden Kephalas'a şu temayla bir hediye verdiğini doğruladı:Moglena. İmparator, Kephalas ve mirasçılarının, voidatoi ve aktemones köylüleriyle birlikte mülkten tüm vergi ve harçlardan muaf olarak yararlanmalarını özellikle emretti ve bunun karşılığında kendisine bir praktikon verildi [4.6]. Ve 1089'dan bir süre önce Kephalas dördüncü bir mülkü, Ano'nun proasteionunu aldı. 1089 yılında Kephalas'ın çocuklarından gelen bir chrysobull, babalarının aldığı tüm mülkler üzerindeki haklarının ve bunları çocuklarına miras bırakma hakkının onayını aldı. Tadrinou, Mesolimna ve Chostianes'in yanı sıra, başlangıçta Makedonya episkepsisine ait olan ve yabancılaştırma hakkıyla birlikte tamamen mülkiyeti ve süresiz olarak Kephalas'a verilen Ano'dan bahsedilir (éxtro1gio8a1). Kısa girişte vergilerden özel olarak bahsedilmiyor. İçinde

Sayfa 140

Mayıs 1086 tarihli bir fermanda, Kephalas'ın Larissa'yı savunması nedeniyle "Khostianes köyünü alarak" ödüllendirildiği belirtiliyor.Moglenave bunun verilmesi için bir praktikon taşımak... bu köyün [bölgenin paroikoi'sini], en az sayıda voidatoi ve aktemonu ve böyle bir hediye için majestelerinin imzalı prostaksis'ini ismen göstermek için."°? Başka bir deyişle, Kephalas bir süre önce köyü imparatorluk prostaksisi aracılığıyla aldı ve az sayıda köylünün isimleriyle listelendiği de dahil olmak üzere hibe kapsamında nelerin yer aldığını ayrıntılarıyla anlatan bir praktikon yayınlandı. Her iki belge de korunmaz. Bundan sonra Kephalas bağışı onaylayan bir emir istedi ve imparator bu isteği kabul etti. Chrysobull, Chostianes'in "onunla, tüm partisiyle, tüm mirasçıları ve halefleriyle birlikte kalacağını" kabul etti... hiçbir engel olmadan ve ayrılmaz bir şekilde, sonsuza dek vergisiz ve ücretlendirilmeden, ne kendisi ne de partisi bu yükümlülüğü yerine getirmedi.

Sayfa 151

Bu bağışların hiçbirinde görmediğimiz şey, bağışın yararlanıcının ömrüyle sınırlı olduğunun bir göstergesidir ve on ikinci yüzyılda pronoia bağışı alan adamlarla pek bir bağlantı da görmüyoruz. Tartışılan alıcıların hiçbiri, İoannis Kontostefanos'un 1162 tarihli kanununda [2.3] bahsi geçen üç asker, Romanos Rentinos ve Theotimos ve Leo Loukites kardeşler ya da yine Kumanlarla karşılaştırılamaz.Moglena.”

Sayfa 159

saraylılar — Kumanların bu algısına uymanın bir yolu var mı?Moglena? Genel olarak bakıldığında, charistike ile pronoia arasındaki tek bağlantının oldukça genel üç unsurda bulunduğunu düşünüyorum: (i) imparatorların, özellikle de I. Aleksios'un yeni gelir kaynaklarından yararlanması, (ii) ömür boyu bağış unsuru ve (iii) zamir kelimesinin ima ettiği geniş kapsamlı bakım kavramı.

Sayfa 417

Konuyla ilgili en eski modern tarih yazımından bu yana, zamir, alıcının hayatta olması koşuluna bağlı bir bağış (yani, ömür boyu bir bağış), alıcının hizmet gerçekleştirmesi koşuluna veya her ikisine birden bağlı olarak kabul edilmiştir. Kesinlikle, on ikinci ve on üçüncü yüzyılın ilk yarısının kaynaklarında, pronoiai sahibi olmayı askerlik hizmetiyle dolaylı olarak ilişkilendiren pek çok kanıt vardır. Honiates'in kanıtları I. Manuel'in pronoiai vermesini askerlik hizmeti yapma yükümlülüğüne bağlamaktadır. 12. yüzyıla ait Kumanlarla ilgili belgelerMogl


  • LAVRA NEDİR hristiyanlığın yayıldığı ilk dönemlerde ibadet etmek için bir araya gelen keşişlerden oluşan topluluklara verilen ad. çeşitli manastır topluluklarının keşişleri belli bir yörede toplanıp hafta içi ayrı ayrı hücrelerde oturup çile çeker ve hasır örerlerken hafta sonları hep birlikte ibadet ederlermiş, lavralar genelde çöllerde konumlanırmış ki keşişler hristiyanlığın ilk yıllarında baskıdan kaçmak için toplumdan uzakta dinlerini  yaşayabilsinler 





28 Nisan 2024 Pazar

Rumeli kökenliler ve Milletvekili Gazeteci Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU 'nun Yeniçağ gazetesindeki yazısından

 Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Milletvekili Gazeteci Yeniçağ gazetesindeki yazısından alıntıdır, yazısında benden de bahsetmiş ( not, Rumeli kökenli isimler benim 2009 yılında yazdığım blog yazımdan alıntıdır) 

19 Haziran 2018

İnsanda talih olacak arkadaş...

AKP Yalova Milletvekili adayı Meliha Akyol'un "Batı Trakya'dan gelen, kendini ifade edemeyen, ezik insanlar" tarifinin kamuoyuna yansıdığı dakikalarda, AKP Genel Başkanı, İstanbul'da, -artık son çare- o "ezik insanlar"dan birine tutunmuş, onun "ifade edeceklerinden" medet umuyordu!

AKP mitingine 'getirilerek', desteği 'açıklattırılan' eski Başbakanlardan Tansu Çiller, Selanik göçmeni Muazzez Hanım'ın kızı!

***

Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener Selanikli...

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Selanikli...

İkisi de o kadar "ezik"ler, kendilerini "ifade etmekte" öylesine zayıflar ki, iktidar hiç paniklemedi...

Propaganda yapmalarını engellemedi, haklarında kara propagandaya meyletmedi, ambargo, eşitsizlik, "harp hilesi(!)", iftira, yalan, tehdit... Hiçbirine tenezzül etmedi!

***

Türk Kurtuluş Savaşı kahramanları, Cumhuriyet'in kurucuları;

İlk Genelkurmay Başkanımız, Cumhuriyetin son Mareşali Fevzi Çakmak, Karadağlı...

İlk kadın savaş pilotumuz Sabiha Gökçen, Selanikli...

Kurtuluşun beş büyük komutanından Refet Bele, Selanikli...

İnönü zaferlerinin muzaffer komutanı İsmet Paşa, Deliormanlı Cevriye Hanım'ın oğlu...

Kâzım Özalp, Köprülülü

Ali Fethi Okyar, Pirlepeli

Mithat Şükrü Bleda, Selanikli...

Tunalı Hilmi, Eskicumalı...

Cennetmekan Zübeyda Hanım, Vodinalı...

Oğlu, Türk Milleti'nin Kocatepe'den sarışın bir kurt gibi doğrulan umudu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Selanikli...

Buraya kadar listeye bakınca, "yansıtma" yapıyordur belki; kişinin kendi eksiklerini karşısındakine yakıştırdığı bir tür "savunma mekanizması"(!)

E ama...

AKP'nin kurucularından Ertuğrul Yalçınbayır da Haskovolu...

AKP'li eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da Gümülcineli...

Keza, hali hazırda AKP'nin en etkin isimlerinden olan Mustafa Şentop...

Saray'ın Başdanışmanlığını da yapmış Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu...

AKP Elazığ Milletvekili adayı Tolga Ağar'ın annesi (Mehmet Ağar'ın eşi) Emel Ağar...

Erdoğan'ın "hakiki bir mütefekkir, donanımlı bir alim, arif, savaşta cepheye atılacak kadar vatansever, samimi, sahici" diye yere göğe koyamadığı "İstiklal Şairimiz" Mehmet Akif Ersoy Kosovalı...

Nasıl olacak?

***

Siyasete yanaşınca aklıma geldi, "Cumhur İttifakı"nın MHP kanadından milletvekili adayı Tutinli Saffet Sancaklı ne diyor acaba "müttefik" hanımların bu "ezik" yaftasına?

***

Biz devam edelim...

Tarih böyle "ezik" görmemiştir; Debreli Hasan, Dramalı!

***

Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Manastır'dan geçmiş bir ailenin oğlu...

Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Selanikli...

***

Mesleğimizin şeref nişanı Hasan Tahsin, Selanikli...

İlhan Selçuk...

Ertuğrul Özkök...

Uğur Dündar...

Ali Kırca...

Emin Çölaşan...

Doğan Hızlan...

İslam Çupi...

Medyanın markalaşmış bunca insanı da "ezik" iyi mi!

Naçizane bendeniz...

***

Ali Şen'den tutun da Tarık Şara'ya...

Hüsnü Yazıcı'dan Özhan Canaydın'a...

"Patronlar" mahallesinin sayısız mensubu...

***

Deliormanlı Koca Yusuf'tan başla...

Kurtdereli Mehmet Pehlivan...

Baba Hakkı (Yeten), Vodinalı...

Kara Ahmed, Razgradlı...

Muharrem Atik, Razgradlı...

Zekeriya Güçlü, Razgradlı...

Naim Süleymanoğlu, Ahatlılı...

Semih Şentürk, Drejilovalı...

Halil Mutlu, Kırcaalili...

Mirsad Türkcan, Yeni Pazarlı...

Arda Turan, Kalkandelenli...

Ali Sami Yen... Metin Oktay...

Hepsi de sinek gibi "ezildi" çıktıkları sahalarda, salonlarda, minderde, meydanda...

***

Cem Yılmaz Selanikli...

Arif Şentürk Komanovalı...

Metin Şentürk Prizrenli...

Ne mektup geliyor ne haber senden desem; bestekâr Yusuf Nalkesen Üsküplü...

Burhan Öcal, Candan Erçetin, dün geçirdiği talihsiz kazayla gündeme gelen Yeşilçam'ın en "janti" aktörlerinden Murat Soydan, Emel Sayın, Nilüfer, Hulusi Kentmen, Ahmet Özhan, Fikret Kuşkan, yönetmen Ömer Kavur, İsmail Hacıoğlu, Şoray Uzun, Uğur Arslan, Barış Manço, Sezen Aksu,  Kıvanç Tatlıtuğ...

***

Şimdi...

Eyyy Rumeli, Balkan, Batı Trakya göçmenleri...

Seçim sizin tabii, "ezik" sayıldığınız bir ülkede mi yaşayacaksınız?

Yoksa, Atatürk'ün "Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani 'düşmanla sonuna kadar dövüşenler' çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler, kaybedilmiş ülkelerimizin millî hatıralarıdır" diye tanımladığı saygınlığa sahip olduğunuz bir ülkede mi?

Daha 5 uzun gününüz var; bir düşünün bakalım!


16 Mayıs 2009 Cumartesi

RUMELİ DOĞUMLU VEYA ATALARI RUMELİ'DE DOĞAN TANIDIKLARIMIZ

Hüsnü Yazıcı Blog sayfasından

https://evladifathan.blogspot.com/2009/05/rumeli-kokenliler.html

2009 yılında Blog yazım

 ( tamamını yazamadık yazdıklarımız içinde hatalı isimler yazdığımız olmuş olabilir)


Mustafa Kemal Atatürk Selanik

Zübeyde Hanım Vodina

Mehmet Akif Ersoy

İsmet İnönü Anne tarafından

İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanı

Kavalalı Mehmed Ali Paşa

Ali Sami Yen Galatasaray Başkanı

Kenan Evren Cumhurbaşkanı

Piri Reis Gelibolu

Fatih Sultan Mehmet Edirne Doğumlu

Barbaros Hayrettin Paşa Babası Selanik Yenice Vardar’lı

Mareşal Fevzi Çakmak Paşa

Köprülü Mehmet Paşa

Çevik Bir General

Sabiha Gökçen pilot

Tahsin Yazıcı asker ve siyasetçi

Ali Fethi Okyar siyasetçi ve asker

Refet Bele asker ve siyasetçi

Kazım Özalp asker ve siyasetçi

Köprülü Hamdi kuvayiye komutanı

Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı

Şeyh bedrettin

Ali Dinçer

Ahmet Hazerfen

Tansu Çiller Başbakan

Necdet Menzir Bakan

Ertuğrul Yalçınbayır milletvekili

Lütfullah Kayalar Bakan

Meral Akşaner

Hilmi Tunalı

Yusuf Nalkesen bestekar

Hüsamettin Cindoruk meclis başkanı

İlhan Koman Edirne

Gani Müjde

Oktay Sinanoğlu Profesör

Ahmet Piriştina Belediye başkanı

Emel Ağar Mehmet Ağarın eşi

Necip Hablemitoğlu Akademisyen

Ahmet emin yalman gazeteci

Cahit arif matematikçi

Yahya Kemal Bayatlı Şair

Nazım Hikmet Ran


Mithat şükrü bleda

Cahit uçuk yazar

Cavit Bey ittihat ve terakki liderlerinden

Makbule Atadan Atatürk’ün kız Kardeşi

Zekeriya Sertel gazeteci ve yayıncı

Şefik Hüsnü doktor ve siyasetçi

Ekrem pakdemirli bakan

Sedat Simavi

Debreli Hasan

Cavit Çağlar bakan işadamı

Serdar Hotiç

Cem Uzan İş adamı

Ali Osman Sönmez İşadamı

Şarık Tara İşadamı

Hasan Tahsin Gazeteci

Uğur Dündar Gazeteci

Ertuğrul Özkök Gazeteci

Ali Kırca Gazeteci

İlhan Selçuk gazeteci

Emin Çölaşan gazeteci

Doğan Hızlan gazeteci

Hüseyin Cahit Yalçın Gazeteci Yazar Siyasetçi

Mustafa Karahasan Gazeteci

İslam Çupi Spor yazarı

Özhan Canaydın Galatasaray Başkanı

Ali Şen Fenerbahçe Başkanı İşadamı

Abdullah Acar İşadamı Fenerbahçe Yönetici Selanik Karacaova

Hüsnü Yazıcı İş Adamı Siyasetçi Yazar Sarıyer Spor Yönetici Selanik Karacaova

Metin Oktay

Hakan Şükür

Arda Turan Futbolcu

Arif Erdem Futbolcu

Elvır Boliç futbolcu

Sedat Balkanlı  Futbolcu

Saffet Sancaklı Futbolcu Milletvekili

Koca Yusuf  Güreşçi

Mecnur Çolak  Futbolcu

Semih Şentürk Futbolcu

Naim Süleymanoğlu

Hakkı Yeten Beşiktaş Başkanı Selanik Vodina

Elvır Baliç

Hüseyin Basketbol

Hidayet Türkoğlu  Basketbol

Mirsad Türkcan Basketbol

Halil Mutlu Güreşçi

Ahmet kara güreşçi

Zekeriya Güçlü güreşçi

Kurtdereli Mehmet güreşçi

Muharrem Atik güreşçi


Barış Manço sanatçı

Ömer Kavur Yönetmen

Banu Alkan sanatçı

Fikret Kuşkan  Oyuncu

Pakize Suda sanatçı

Alaattin Şensoy  Sanatçı

Uğur Arslan

Damla Debre Oyuncu

Arzu Balkan Oyuncu

Ahmet Özhan Sanatçı

Hürrem Erman sinemacı  Selanik Vodina

Hülya koçyiğit sanatçı

Cem Adrian Şarkıcı

Zafer Peker Sanatçı

Hakan Peker Sanatçı

Şoray Uzun sanatçı

Havva Karakaş Trt Sanatçısı

İsmail Hacıoğlu Sanatçı

Türkan Varol Spiker

Hülya Avşar Anne Tarafından

Dursun Salkım Müzisyen

Yeşim Salkım Sanatçı

Metin Şentürk  Sanatçı

Derya Köroğlu Sanatçı

Hulusi Kentmen  Oyuncu

Aysel Gürel Vidin Söz Yazarı

Sibel Gürsoy Sanatçı

Müşerref Akay sanatçı

Ebru Gündeş sanatçı

Nilüfer Sanatçı

Üstün Assutay Tiyatrocu

Emel Sayın sanatçı

Güven Hokka Tiyatrocu

Sezen Aksu Sanatçı

Murat Soydan Sanatçı

Erkan Can Tiyatrocu

Candan Erçetin Sanatçı

Suzan Kardeş Sanatçı

Arif Şentürk Sanatçı

Burhan Öcal perküsyon sanatçısıdır

Necdet Yakın Tiyatrocu

Burak ve Sanem Hakkı Sanatçı Oyuncu

Gülben Ergen Sanatçı,

Melike Öcalan Spiker oyuncu

Seçkin Piriler Manken

Sibel Can

Beyazıt Öztürk  Showmen

Paşhan Yılmazel 


Bitaraf haber gazetesinden

Kaynak: Hüsnü Yazıcı Hürriyet ve Bağımsızlık benim karakterimdir…

bitaraf haber gazetesi22.Ocak.2016, Cuma günü eklendi


Türkiyede yaşayan ve yaşamış göçmenleri tanımak istermisiniz ? İşte listemiz

Mustafa Kemal Atatürk Selanik

Zübeyde hanım vodina

Mehmet akif ersoy istilal marşını yazan arnavut

İsmet inönü annesi bulgaristan

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ aslen Rumeli Manastır kökenli bir aileye mensuptur.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa

Ali sami yen galatasaray başkanı

Kenan evren cumhurbaşkanı

Piri Reis Gelibolu

Fatih Sultan Mehmet Edirne Doğumlu

Hayrettin Paşa Selanik vardar Yenicesin kıyı türklerinden

Mareşal Fevzi Çakmak Paşa (kendisi crnagora) karadag Bosnaklarındadır

Köprülü Mehmet Paşa Berat’ın Ruznik kasabasında dünyaya geldi

Çevik bir generel selanik ailesi

Sabiha gökçen ilk kadın pilot selanik

Tahsin yazıcı asker ve siyasetçi

Ali fethi okyar siyasetçi ve asker

Refet bele asker ve siyasetçi selanik

Kazım özalp asker ve siyasetçi

Köprülü hamdi kuvayiye komutanı

Cumhurbaşkanı Ahmet necdet Sezer Mübadilmiş Yunanistan’ın Serez bölgesinden geldiği için, soyadı kanununa kadar ‘Serezlioğlu’ lakabını kullandı.

Şeyh bedrettin din alimi

Ali Dincer Bulgaristan Razgrad sehride dogmus,Türk siyasetçi.milletvekili,devlet bakanı Ank. bld. bşk. olmş

Ali fethi okyar Makedonya Pirlepe – 7 Mayıs 1943, İstanbul), Türk asker ve siyaset adamı

Deli ormanın koca çınarı Ahmet Hazerfen

Tansu çiller başbakan selanikten ailesi

Necdet menzir bakan

Ertuğrul yalçınbayır milletvekili

Lütfullah kayalar bakan selanikten ailesi

Meral akşaner bakan selanikten ailesi

Hilmi tunalı siyasetçi

Yusuf nalkesen bestekar

Hüsamettin cindoruk meclis başkanı

İlhan Koman Edirne Doğumlu Yazar

Gani Müjde Kosova Prizren Yazar – Yönetmen

Oktay Sinanoğlu köken Rumeli’ye, Batı Trakya’ya, Kavala ve Selanik’e uzanır. Profesör

Ahmet Piriştina Arnavut kökenli Belediye başkanı

Ali dinçer siyasetçi

Emel ağar mehmet ağarın eşi

Necip hablemitoğlu Akademisyen

Affet inan atatürkün manevi kızı selanik

Ahmet emin yalman gazeteci selanik

Cahit arif matematikçi selanik

Yahya kemal bayatlı şair

Nazım Hikmet Ran Selanik’te dünyaya geldi yazar

Mithat şükrü bleda ittihatçı milletvekili selanik

Cahit uçuk yazar selanik

Cavit bey ittihat ve terakki liderlerinden selanik

Makbule atadan atatürkün kız kardeşi selanik

zekeriya sertel gazeteci ve yayıncı selanik

Şefik hüsnü doktor ve siyasetçi selanik

Ekrem pakdemirli bakan

Sedat simavi

Debreli hasan eşkiya drama

Cavit çağlar bakan işadamı

Serdar Hotiç, Saraybosnalı göçmen Hotiç ayakkabılarının sahibi

Cem Uzan İş adamı

Ali osman sönmez işadamı bulgaristan

Şarık Tara – 22 Nisan 1930 yılında Üsküp’te doğmuştur Enka Şirketler grubu İşadamı

Hasan tahsin gazeteci selanik

Uğur Dündar Gazeteci

Ertuğrul özkök gazeteci bulgaristandan ailesi

Ali Kırca Bulgaristan Göçmeni Gazeteci

İlhan selçuk gazeteci

Emin çölaşan gazeteci

Doğan hızlan gazeteci

İlhan selçuk gazeteci

Hüseyin cahit yalçın gazeteci yazar siyasetçi selanik

Mustafa karahasan gazeteci

İslam Çupi Arnavutluk Tiran Doğumlu Spor yazarı

Gs Eski Başkanı özhan Canaydın kökeni Arnavut ‘tur

Ali şen fenerbahçe başkanı işadamı Prizren yugoslavya

Abdullah acar işadamı fenerbahçe yöneticisi- vodina karacaova ailesi

Hüsnü yazıcı iş adamı siyasetçi sarıyerspor yöneticisi-vodina karacaova ailesi

Metin Oktay Aslen Makedonya kökenli bir Rumeli Türkü’dür

Hakan şükür futbolcu Priştine

Arda Turan Baba ve Anne tarafından Makedonya Kalkandelen(Tetova) kökenlidir

Arif Erdem Futbolcu kendisi makodonya-kumanovalıdırr

Elvır Boliç Boşnak futbolcu

Sedat Balkanlı Aslen Arnavut kökenlidir.

Saffet sancaklı futbolcu

Koca Yusuf Bulgaristan Güreşçi

Mecnur çolak fenerbahçeli futbolcu

Semih Şentürk Makedonya Drejilova Kökenli Futbolcu

Naim süleymanoğlu sporcu bulgaristan

Hakkı yeten beşiktaşlı futbulcu vodina

Elvır Baliç Boşnak Futbolcu

Hüseyin Beşok Boşnak Basketbolbu

Hidayet Türkoğlu Boşnak Basketbocu

Mirsad Türkcan Boşnak Basketbolcu

Emre Belözoğlu futbolcu kökeni Göçmendir

Halil Mutlu Kırcaali doğumlu güreşçi

Ahmet kara güreşçi bulgaristan

Zekeriya güçlü güreşçi

Kurtdereli mehmet güreşçi

Muharrem atik güreşçi

Barış manço sanatçı

Ömer kavur yönetmen

Banu alkan sanatçı yugoslavya

Fikret Kuşkan Oyuncu Arnavut kökenli. oyuncu

Pakize suda sanatçı

Alaattin Şensoy Makedonyalı Sanatçı

Uğur Arslan Kökeni Rumeli Sanatçı

Damla Debre oyuncu

Arzu Balkan oyuncu

Ahmet özhan sanatçı

Hürrem erman sinamacı vodina

Hülya koçyiğit sanatçı bulgaristandan ailesi

Cem Adrian Şarkıcı yugoslav kökenli ailenin tek çocuğudur

Zafer peker sanatçı

Hakan peker sanatçı

Şoray uzun sanatçı

Havva Karakaş 1950 Yılında Makedonya’dan göç etmiş İzmir de Doğmlu Trt sanatçısı

İsmail hacıoğlu sanatçı

Türkan varol Spiker

Hülya avşar annesi selanik

Müzisyen Dursun Salkım’ın kızı olan Yeşim Salkım, Kökeni Arnavuttur

Metin Şentürk Prizren Sanatçı

Derya köroğlu sanatçı

Hulusi kentmen Bulgaristan Veliki Turnovo Oyuncu

Aysel Gürel Vidin söz yazarı sanatçı

Sibel gürsoy Bulgaristan doğumlu sanatci

Müşerref akay sanatçı

Ebru gündeş sanatçı annesi

Nilüfer sanatçı babası

Üstün assutay tiyatrocu

Emel sayın sanatçı

Güven hokka tiyatrocu

Sezen aksu sanatçı

Murat soydan sanatçı

Erkan can tiyatrocu

Candan erçetin sanatçı

Suzan Kardeş, (d. 1960, Kosova), makyaj uzmanı (makyöz), ses sanatçısı.

Arif Şentürk Kumanova Makedonya Doğumlu

Burhan Öcal Dünyaca ünlü perküsyon sanatçısıdır

Necdet yakın tiyatrocu

Burak ve sanem hakkı sanatçı Oyucu

Gülben ergen sanatçı,

Melike Öcalan Spiker oyuncu

Seçkin Piriler – manken

Sibel Can’ın dedesi (baba tarafı) Üsküplü

Beyazıt Öztürk Ane tarafı Bg Tolbuhin Dobric köyünden Showmen

Paşhan yımazel aslen Batı trakya olarak biliniyor dedeleri bulgaristan göçmeni lavec lovca köyünden

Kaynak: Hüsnü Yazıcı Hürriyet ve Bağımsızlık benim karakterimdir…

bitaraf haber gazetesi

22.Ocak.2016, Cuma günü eklendi

Yazar Hüsnü Yazıcı