Translate

10 Şubat 2026 Salı








Selanik sancağına bağlı Karacaova (Moglena) bölgesinde Türk iskânı, yalnızca tarihî belgeler ve birincil kaynaklar üzerinden değerlendirilmelidir. İnanç ve varsayımlar değil, imparatorluk mühürlü belgeler ve arşiv kayıtları esas alınır.
Bizans dönemi birincil kaynakları, bölgede Osmanlı fethinden önce Türk kökenli toplulukların varlığını açık biçimde göstermektedir. 1091 Lebounion Savaşı sonrası Bizans İmparatorluğu, yenilen Peçenek gruplarını Moglena (Karacaova) bölgesine yerleştirmiştir. Bu yerleştirme askerî ve ziraî amaçlıdır. Bizans kronikleri ve Zonaras’ın kayıtları, Peçeneklerin bölgeye iskân edilerek asker ve çiftçi statüsüyle yerleştirildiğini doğrular.
yüzyıla ait imparatorluk mühürlü belgeler de Türk varlığını teyit eder. Andronikos I Komnenos dönemine ait ve Büyük Lavra Manastırı arşivinde bulunan 1184 tarihli prostaxis belgesi (Lavra belgesi), Kuman topluluklarının Moglena’da kayıtlı ve yerleşik olduğunu gösterir. Bu belge, imparatorluk mührü taşıyan resmî bir kayıt olup bölgede Osmanlı öncesi Türk iskânının doğrudan kanıtıdır. Peçenek ve ardından gelen Kuman grupları, Bizans idaresi altında vergiye bağlanmış ve yerleşik nüfus yapısına dahil edilmiştir.
Osmanlı fethi sonrasında bölgedeki Türk varlığı sistemli bir iskân politikasıyla güçlendirilmiştir. Osmanlı arşivlerindeki müdevver defterler, tahrir defterleri ve 1831 nüfus defterleri Karacaova, Yenice Vardar ve Vodina çevresinde Evlad-ı Fatihan yerleşimini açıkça kaydeder. Evlad-ı Fatihan köyleri, fetihlere katılan gazi ve akıncı nesillerinin Rumeli’de iskân edilmesiyle oluşmuş, askerî ve stratejik nitelikli yerleşimlerdir. Bu köyler, Osmanlı devlet teşkilatı içinde özel statüye sahip olup vergi muafiyetleri ve askerî yükümlülükleri belgelerde açıkça belirtilmiştir.
Sonuç olarak Karacaova bölgesinde Türk iskânı iki ana safhada belgelerle izlenebilir: Bizans döneminde Peçenek ve Kuman yerleştirmeleriyle başlayan erken Türk varlığı ve Osmanlı fethi sonrası Evlad-ı Fatihan iskân politikası. Bu tarihî süreç, imparatorluk mühürlü Bizans belgeleri ve Osmanlı arşiv kayıtlarıyla sabittir; yorum veya inançla değil, doğrudan belge ile yazılır.