Translate

25 Aralık 2025 Perşembe

Karacaova Gustulüp köyü camii 1714 yılıp köyü Camii









Selanik sancağı 
Evladı Fatihan Kayıtlarında Yer Alan Mübadil Köy
Karacaabad/Karacaova Gustulüp köyü

Yer: Gastelip (Göstelip ?)
Bölge: Yenice Vardar
Yapı: Cami / Mescit
Durum: Mescit harap olmağa
Kayıt Tarihi: 1714
Sıra no 69
Yapım Tarihi (tahmini):
Osmanlı taşra yerleşimlerinde cami–mescit kayıtlarının çoğu, yapımdan 20–50 yıl sonra tutulmuştur. Bu nedenle yapının yaklaşık 1660–1690 yılları arasında inşa edilmiş olması makul bir tarih aralığıdır.
Tahmini yaşı:
Kayıt tarihine göre: ≈ 310 yıl
Yapım tarihine göre: ≈ 335–365 yıl
Kaynak:
Halit ÇAL, DergiPark’ta yayımlanan Osmanlı dönemi cami, mescit ve vakıf kayıtlarını içeren akademik tablo.

1714 tarihli kayda göre Göstelüp adlı köyde bulunan mescidin imamı Veli, görevini gerektiği gibi yerine getirmemiştir. İmamın hizmetini ihmal etmesi nedeniyle mescit sahipsiz kalmış ve harap duruma düşmüştür. Bu durum üzerine Veli görevden alınmış, yerine Ali Halife’nin atanmasının uygun olduğu belirtilmiştir. Kadı naibi Osman’ın arzı doğrultusunda Ali Halife’ye berat verilmesi talep edilmiş ve bu atamanın yapılması emredilmiştir. Bu kayıt, Göstelüp’te faal bir mescidin bulunduğunu, imamlık görevinin devlet tarafından denetlendiğini ve görev ihmali durumunda doğrudan müdahale edildiğini göstermektedir.
Belge
Kaynak: DergiPark’ta yayımlanan 1714 tarihli Osmanlı vakıf ve berat defteri kayıtları.

Bağımsız Araştırmacı Yazar
Hüsnü Yazıcı

#karacaabad #karacaova #gustülüp #mübadele #mübadil rumeli lozan konstantia edessa

GUSTULÜP KÖYÜ (Gostolob / Konstantia)
Gustulüp Köyü, Osmanlı döneminde Gostolob adıyla anılmakta olup günümüzde Konstantia olarak bilinmektedir. Köy, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Selanik Vilayeti’ne bağlı Vodina Kazası sınırları içinde yer almış, tarihî ve kültürel yapısıyla bölgenin dikkat çeken yerleşimlerinden biri olmuştur.
Osmanlı döneminde Gustulüp Köyü’nde ipek böcekçiliği, tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynakları arasında yer almıştır. Köyde bu dönemde iki cami, bir mescit ve üç su değirmeni bulunduğu kayıtlarca sabittir. Haftada bir kurulan pazar, köyün sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir rol oynamıştır.
Mimari açıdan Gustulüp; geniş bahçeler içinde yer alan iki katlı büyük evleri, yüksek taş duvarları ve geniş sokakları ile öne çıkmaktaydı. Köyün içinden geçen dere, çevresindeki tarihi çınar ağaçları ve verimli ovalar, yerleşimin doğal zenginliklerini oluşturmaktaydı.
Osmanlı Arşiv Kayıtları (1568)
1568 tarihli Osmanlı kayıtlarında köy şu şekilde geçmektedir:
Karye-i Gostolob, an-ı zeamet-i müşarun ileyh İbrahim, tâbi-i Yenice-i Vardar.
Kayıtlarda köy ve çevresinde yer alan çiftlikler ve mülkiyet durumu ayrıntılı biçimde belirtilmiştir:
Çiftlik-i Hasan – merd-i timar
Çiftlik-i Hamza – haliya deryed-i Hüseyin veled-i O (bir çift)
Çiftlik-i Hacı Cafer – nim (yarım çiftlik)
Mahmud veled-i İlyas – nim
Mahmud veled-i Hasan – nim
Bu kayıtlar, Osmanlı timar sistemi, toprak mülkiyeti ve kırsal ekonomik yapı hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. “Haliya deryed” ifadesi, geniş tarım arazilerini; “nim” ise yarım çiftlikleri ifade etmektedir.
Nüfus ve Hane Kayıtları (1683)
1683 tarihli Selanik Sancağı kayıtlarına göre, Karacaova bölgesindeki Gostolob Köyü’nde 23 Müslüman Türk hanesi bulunmaktadır. Kaydedilen haneler ve çiftlikler arasında şunlar yer almaktadır:
Hasan Bey Çiftliği
Mehmed Ahmed bin Mustafa
Mehmed bin İbrahim
İsmail bin Mehmed
Ali bin Veli
Veli bin Cafer
Sefer
Mustafa bin Hüseyin
Ahmed
Abdulbaki bin Hamza
Ali bin İbrahim
(ve diğer kayıtlı haneler)
Bu bilgiler, köyün 17. yüzyılda Müslüman Türk nüfus ağırlıklı, yerleşik ve üretime dayalı bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.
Mübadele ve Sonrası
1924 Mübadelesi ile birlikte Gustulüp Köyü’ndeki Türk nüfus Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Köyde geriye, Türkler tarafından inşa edilmiş çeşmeler, eski evler ve tarihi çınar ağaçları gibi kültürel miras unsurları kalmıştır. Mübadele sonrası köye yerleşen Rum nüfus tarafından 1930 yılında bir kilise inşa edilmiş, köyün adı ise 1925 yılında Konstantia olarak değiştirilmiştir.

Bağımsız Araştırmacı Yazar Hüsnü Yazıcı
 


 

23 Aralık 2025 Salı

PERAKENDE İŞYERİ AYLIK ve YILLIK SABİT / DEĞİŞKEN GİDERLER**

 #Deprem #sarıyer


**PERAKENDE İŞYERİ

AYLIK ve YILLIK SABİT / DEĞİŞKEN GİDERLER**

Aylık Giderler

Elektrik

Su

Telefon

İnternet

Personel maaşı

SGK (SSK)

Bağ-Kur

Muhasebe ücreti

Kira

KDV

Stopaj

Geçici (Peşin) Vergi

POS komisyonları

Banka hesap işletim / EFT – Havale giderleri

Poşet bedeli

Temizlik malzemeleri

Kırtasiye

Güvenlik / kamera sistemi (varsa)

Yazarkasa POS bakım gideri

Yıllık Giderler

Motorlu Taşıtlar Vergisi (Araç – senede 2 taksit)

Araç sigortası

Araç muayenesi (2 yılda bir ama fiilen gider)

Ticaret Odası aidatı

E-imza

Muhasebe / yazılım lisansları

Emlak vergisi

Çevre temizlik (çöp) vergisi

Terazi muayenesi

Yangın tüpü dolumu

İşyeri ruhsat harçları (yenileme / denetim)

Düzensiz ama Kaçınılmaz Giderler

Tamirat / bakım

Nakliye

Raf, dolap, ekipman yenileme

Elektrik–tesisat–su arızaları

Zayi / fire / son kullanma tarihi geçen ürünler

Hırsızlık – kırık – dökük zararları


PERAKENDE İŞYERİNDE GİZLİ GİDERLER

1. Fire ve Zayi

Son kullanma tarihi geçen ürün

Kırılan, dökülen, bozulmuş mal

Tartı farkları

👉 Kâğıt üstünde yok, kasadan gerçek para çıkar.

2. Fiyat Artışı Farkı

Malı pahalı alıp eski fiyattan satmak

Etiket güncellenene kadar oluşan kayıp

👉 Sessiz kâr erimesi.

3. POS Komisyonu + Vade

Banka komisyonu

Geç ödeme (blokaj)

👉 Satış var sanırsın, para ortada yoktur.

4. Zaman Kaybı (En Büyük Gizli Gider)

Banka, muhasebe, vergi dairesi işleri

Mal peşinde koşma

👉 Kimse yazmaz ama maaşsız çalışırsın.

5. Eksik veya Yanlış Fiyatlama

Maliyet hesabı yapılmadan konan etiket

“Sürüm olsun” diye zararına satış

👉 En tehlikelisi budur.

6. Personel Kaybı

Hatalı kasa işlemleri

Fazla iskonto

Dikkatsizlik

👉 Küçük gibi görünür, ay sonunda büyük çıkar.

7. Elektrik ve Enerji Kaçağı

Eski dolaplar

Kapısı açık kalan soğutucular

👉 Fatura şişer, sebebi anlaşılmaz.

8. İade Edilen Ürünler

Satıldı sanılır, geri gelir

Ambalaj bozulur, satılamaz

👉 Çift zarar.

9. Vergi Ceza ve Gecikme Faizleri

Bir gün geciken beyan

Küçük ihmal, büyük ceza

👉 Esnafı sessizce bitiren kalem.

10. Moral ve Motivasyon Kaybı

Yorgunluk

Dikkatsizlik

👉 Hata oranı artar, kâr düşer

18 Aralık 2025 Perşembe

17 Aralık 2025 Çarşamba

İsmar kuruluşu

 İSMAR’ın kurucu üyelerinden biri olarak birkaç satır yazmak istedim.


İlk olarak kendi markalarımızla yerel marketçilik yaptık. Antalya’da Unilever firmasının düzenlediği toplantıya İstanbul’dan yaklaşık yirmi marketçi olarak katıldık. Çoğumuz birbirimizi ilk kez orada tanıdık. O toplantıda önemli bir karar aldık: Marketçiler bir araya gelmeliydi.


O dönemde yerel marketler hem büyük holding marketleriyle hem de belediyelerin tanzim satış mağazalarıyla rekabet etmek zorundaydı. Tek tek ayakta kalmak zordu. Bu nedenle önce dernekleşme yoluna gittik, ardından şirketleşerek bu birlikteliği kurumsal bir yapıya kavuşturduk.


İSMAR, yerel marketlerin ortak alım gücünü artırmak, kendi markalarını oluşturmak ve piyasa karşısında güçlü durabilmesini sağlamak amacıyla kuruldu. Marketçiliği bir yerde biz öğrendik, bir yerde de geliştirerek öğrettik. Yerel marketçiliğin de doğru organizasyonla başarılı olabileceğini fiilen gösterdik. Türkiye’de marketçiliğin yalnızca büyük sermayeye ait olmadığını ortaya koyduk.


Biz bu yola çıktığımızda bugünkü anlamda ulusal zincir marketler yoktu. Migros gibi holding marketlerine ve tanzim mağazalarına karşı yerel marketlerin varlığını koruması için mücadele ettik. Yerel marketçiliğin öncülüğünü yaptık. Bizden sonra ulusal zincirler yaygınlaştı.


Söz uçar, yazı kalır. Hafızalarda kalması için bunları yazıya dökmek istedim.


Yazıcı Market Sarıyer


Bağımsız Araştırmacı Yazar

Hüsnü Yazıcı

10 Aralık 2025 Çarşamba

Türk Kültürünün Derinliği: Töre, İnanç ve Sentez

 



🇹🇷 Türk Kültürünün Derinliği: Töre, İnanç ve Sentez


Türk kültürü, Orta Asya’nın Töre geleneği ile Anadolu-İslam medeniyetinin hikmet anlayışını birleştiren güçlü bir sentezdir. Bu kültür, etnik bir çerçevenin ötesine geçip geniş bir tarih ve coğrafya birikimini taşır.


I. Töre ve Karakterin Temel Yapısı


Türk kültürünün merkezinde yazısız ama bağlayıcı bir düzen olan Töre bulunur. Töre, dürüstlük, cesaret (alplik), adalet, misafirperverlik ve devlet bağlılığı gibi temel davranış kurallarını belirler. Bozkır yaşamının pratikliği, dayanışma zorunluluğu ve aile yapısı bu değerlerin oluşmasında etkili olmuştur.


Ordu-millet anlayışı: Savunma sorumluluğunun toplumun bütün bireylerine ait olduğu düşüncesi, güçlü bir güvenlik ve birlik bilinci yaratır.


Aile ve hiyerarşi: Büyüklerin sözünün dinlenmesi, bilge kişilere saygı gösterilmesi kültürel düzenin temelidir.


II. İnançların Sentezi ve Felsefi Miras


Eski Türk inançlarında Gök Tanrı, atalar kültü ve şamanizm önemli yer tutuyordu. 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet’in kabulüyle bu inançlar tamamen yok olmadı; Anadolu’da İslam ile birlikte yeni bir uyum içinde yaşamaya devam etti.


Tasavvuf etkisi: Ahmet Yesevi’nin öğretileri, daha sonra Yunus Emre ve Mevlana’nın yaklaşımıyla birleşerek Anadolu’da güçlü bir hoşgörü ve insan merkezli düşünce geleneği oluşturdu.


Halk inançları: Nazar inancı, Hızır kültü, dilek ağaçları gibi kadim öğeler, İslami pratiklerle yan yana varlığını sürdürdü.


III. Sanatta Biçim ve Sembol Düzeni


Türk sanatının estetik dili, İslam’ın figüratif temsile mesafeli yaklaşımıyla birleşerek güçlü bir soyutlama geleneği ortaya çıkardı.


Mimari: Selçuklu ve Osmanlı mimarisi; kubbe, minare ve avlu düzeniyle hem işlevsel hem sembolik bir bütün oluşturur.


İnce sanatlar: Hat, tezhip, minyatür ve ebru; sabrı, tertibi ve estetik disiplini temsil eder. Halı ve çini desenleri (rumi, hatayi) evren düzenini ve sürekliliği ifade eden semboller taşır.


IV. Gündelik Hayat ve Ritüeller


Türk kültürü en çok gündelik yaşamda görünür. Ritüeller, toplumsal birlik duygusunun en güçlü taşıyıcılarıdır.


Misafirperverlik: Eve giren misafirin “Tanrı misafiri” olarak kabul edilmesi, kültürün temel davranış kodudur.


Yemek kültürü: Ortak sofra geleneği aile bağlarını güçlendirir. Çay ve Türk kahvesi sosyal iletişimin sembolüdür.


Toplumsal mekânlar: Köy odaları ve kahvehaneler, hafızanın aktarıldığı, sözlü kültürün canlı tutulduğu yerlerdir.


V. Modernleşme ve Cumhuriyet


Bu derin kültürel miras, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte Atatürk’ün önderliğinde çağdaş bir çerçeveye taşınmış, geleneksel yapı ile modern devlet anlayışı arasında yeni bir denge kurulmuştur.


Bağımsız Araştırmacı Yazar Hüsnü Yazıcı








🇹🇷 Türk Kültürünün Derinliği: Töre, İnanç ve Sentez

Türk kültürü, Orta Asya’nın Töre geleneği ile Anadolu-İslam medeniyetinin hikmet anlayışını birleştiren güçlü bir sentezdir. Bu kültür, etnik bir çerçevenin ötesine geçip geniş bir tarih ve coğrafya birikimini taşır.


I. Töre ve Karakterin Temel Yapısı


Türk kültürünün merkezinde yazısız ama bağlayıcı bir düzen olan Töre bulunur. Töre, dürüstlük, cesaret (alplik), adalet, misafirperverlik ve devlet bağlılığı gibi temel davranış kurallarını belirler. Bozkır yaşamının pratikliği, dayanışma zorunluluğu ve aile yapısı bu değerlerin oluşmasında etkili olmuştur.


Ordu-millet anlayışı: Savunma sorumluluğunun toplumun bütün bireylerine ait olduğu düşüncesi, güçlü bir güvenlik ve birlik bilinci yaratır.


Aile ve hiyerarşi: Büyüklerin sözünün dinlenmesi, bilge kişilere saygı gösterilmesi kültürel düzenin temelidir.


II. İnançların Sentezi ve Felsefi Miras


Eski Türk inançlarında Gök Tanrı, atalar kültü ve şamanizm önemli yer tutuyordu. 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet’in kabulüyle bu inançlar tamamen yok olmadı; Anadolu’da İslam ile birlikte yeni bir uyum içinde yaşamaya devam etti.


Tasavvuf etkisi: Ahmet Yesevi’nin öğretileri, daha sonra Yunus Emre ve Mevlana’nın yaklaşımıyla birleşerek Anadolu’da güçlü bir hoşgörü ve insan merkezli düşünce geleneği oluşturdu.


Halk inançları: Nazar inancı, Hızır kültü, dilek ağaçları gibi kadim öğeler, İslami pratiklerle yan yana varlığını sürdürdü.


III. Sanatta Biçim ve Sembol Düzeni


Türk sanatının estetik dili, İslam’ın figüratif temsile mesafeli yaklaşımıyla birleşerek güçlü bir soyutlama geleneği ortaya çıkardı.


Mimari: Selçuklu ve Osmanlı mimarisi; kubbe, minare ve avlu düzeniyle hem işlevsel hem sembolik bir bütün oluşturur.


İnce sanatlar: Hat, tezhip, minyatür ve ebru; sabrı, tertibi ve estetik disiplini temsil eder. Halı ve çini desenleri (rumi, hatayi) evren düzenini ve sürekliliği ifade eden semboller taşır.


IV. Gündelik Hayat ve Ritüeller


Türk kültürü en çok gündelik yaşamda görünür. Ritüeller, toplumsal birlik duygusunun en güçlü taşıyıcılarıdır.


Misafirperverlik: Eve giren misafirin “Tanrı misafiri” olarak kabul edilmesi, kültürün temel davranış kodudur.


Yemek kültürü: Ortak sofra geleneği aile bağlarını güçlendirir. Çay ve Türk kahvesi sosyal iletişimin sembolüdür.


Toplumsal mekânlar: Köy odaları ve kahvehaneler, hafızanın aktarıldığı, sözlü kültürün canlı tutulduğu yerlerdir.


V. Modernleşme ve Cumhuriyet


Bu derin kültürel miras, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte Atatürk’ün önderliğinde çağdaş bir çerçeveye taşınmış, geleneksel yapı ile modern devlet anlayışı arasında yeni bir denge kurulmuştur.


Bağımsız Araştırmacı Yazar Hüsnü Yazıcı


#türk

#rumeli

#anadolu

#mübadele

#mübadil 

#töre

#kültür 

#inanç

#iskan


5 Aralık 2025 Cuma

DNA testleri etnik kimlik söylemez.

 


DNA TESTLERİ ETNİK KİMLİĞİ GÖSTERMEZ

DNA yalnızca genetik benzerlik oranlarını ölçer.


Türklerin tarihi tek bir coğrafyaya sığmayacak kadar geniştir.

Orta Asya’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Anadolu’ya ve Orta Doğu’ya uzanan binlerce yıllık yolculuk, genetik izlerimizin de çok geniş bir alana yayılmasına neden olmuştur.


Bugün kullanılan DNA testleri, tarihte yaşamış toplulukları değil, modern popülasyonları referans alır.

Bu nedenle aynı aile bireylerinde bile farklı sınıflandırmalar görülebilir.

Anadolu kökenliye “Balkan–Levant”,

Azeri’ye “Kafkas”,

İran Türklerine “Pers” yazılabilmektedir.


Sorun kimlikte değil; metodolojidedir.

Referans setleri doğru oluşturulmazsa sonuçlar, kimliği değil teknik sınırlılıkları yansıtır.


Kimlik; dildir.

Kimlik; kültürdür.

Kimlik; yaşadığın toplulukla bağın, hissettiğin aidiyettir.

DNA ise sadece biyolojik benzerliğin kaydıdır.


İnsanı belirleyen yalnızca genetik değildir.

Geçmişimiz çoktur; kimliğimiz tektir.


Bağımsız Araştırmacı – Yazar

Hüsnü Yazıcı


DNA Testleri NE Söyler?


• Genetik olarak hangi modern popülasyonlara yakınsın

• Anne / baba hattından gelen büyük göç yönleri

• Yakın akraba eşleşmeleri (örneğin 3.-4. dereceden kuzen)

• Bazı hastalık riskleri veya taşıyıcılık özellikleri

• Yüzdelik oranlarla genetik benzerlik haritası


Bu veriler istatistiksel tahminlerdir, mutlak gerçek değil.

Bilimsel doğruluk payı vardır ama yorum kısmı çok önemlidir.



---


DNA Testleri NE SÖYLEYEMEZ?


• “Atan kesin şu topluluktandı” diyemez

• Antik kavimlerle doğrudan soy bağı kuramaz

• Tarihi bir kişinin senin akrabın olup olmadığını kanıtlayamaz

• Kültür, kimlik ve aidiyeti tanımlayamaz

• Bir köyden veya belirli bir aileden geldiğini gösteremez


Bu sınırlar görmezden gelindiğinde yanlış tarih anlatıları doğar.



---


Nerede işe yarar?


• Soy araştırmasına ek veri sağlar

• Arşiv belgeleri ve sözlü tarih ile birleştirildiğinde çok güçlü olur

• Büyük göç hareketlerini anlamada araçtır

• Aile içi kayıp bağları bulmada etkilidir



---


Nerede tehlikeli olur?


• Sonuçları etnik kimlik gibi yorumlamak

• “%X şu millettenmişim” şeklinde milliyet eşitlemesi yapmak

• Tarihi soy bağlarını kanıtladığını düşünmek

• Kültürel aidiyeti DNA’ya indirgemek


DNA biyolojidir.

Aidiyet ise tarih, toplum ve insan hikâyesidir.

Bu ikisi karıştırıldığında hem bilim hem kültür zarar görür.