Translate

4 Ocak 2026 Pazar

GENETİK TÜRK” – “KÜLTÜREL TÜRK” MESELESİ

 “GENETİK TÜRK” – “KÜLTÜREL TÜRK” MESELESİ

Türklerin genetik yapısının karma olduğu doğrudur. Ancak bu durum yalnızca Türklere özgü değildir. Tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılan, göç eden, savaşan, yerleşen ve farklı toplumlarla temas kuran hiçbir halk biyolojik olarak saf kalmamıştır. Bugün dünyada genetik açıdan homojen kabul edilen tek bir millet yoktur.

Genetik karışım, Türk kimliğini zayıflatmaz. Aksine Türk tarihinin doğal sonucudur. Çünkü Türk kimliği hiçbir zaman yalnızca kan bağı üzerinden tanımlanmamıştır. Türk olmak, DNA oranıyla ölçülen bir aidiyet değil; dil, kültür, tarih ve devlet bilinciyle oluşan ortak bir kimliktir.

Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinde resmî ve hâkim dil Türkçe olmuştur. Ancak bu, o devletlerin yalnızca etnik olarak Türklerden oluştuğu anlamına gelmez. Türk devlet geleneğinde esas olan, yöneten unsurun Türk olması ve devletin Türk töresiyle idare edilmesidir. Devletin bünyesinde yer alan farklı kökenlerden topluluklar, Türkçe konuşarak, Türk hukukuna ve kültürüne dâhil olarak zamanla Türk kimliği içinde yer almıştır. Bu durum, Türk devletlerinin kapsayıcı ve dönüştürücü yapısının doğal sonucudur.

Bu nedenle “Türk devleti” kavramı, yalnızca etnik bir tanımı değil; siyasal ve kültürel bir kimliği ifade eder. Türkçe konuşmak, Türk devlet düzeni içinde yaşamak ve bu düzeni benimsemek, tarih boyunca Türk kimliğinin temel belirleyicilerinden biri olmuştur.

“Gerçek Türk yoktur” iddiası bilimsel değil, ideolojiktir. Modern ulusların tamamı uzun etnik oluşum süreçlerinin ürünüdür. Türkler de bu kuralın dışındadır denemez. Farklı kökenlerden gelen topluluklar, yüzyıllar boyunca Türk dili ve kültürü etrafında birleşmiş, ortak bir tarihsel bilinç oluşturmuştur.

Türk tarihini ayakta tutan unsur genetik benzerlik değil; töre, devlet geleneği ve siyasal aidiyettir. Bu unsurları benimseyen herkes, tarih boyunca Türk toplumunun parçası olmuştur. Bu nedenle genetik farklılık, bir zayıflık değil; Türklerin tarihsel yayılımının ve dönüştürücü gücünün göstergesidir.

Türkiye Cumhuriyeti açısından bakıldığında ise mesele nettir. Cumhuriyet, etnik köken ya da inanç üzerine değil, ulusal kimlik üzerine kurulmuştur. Bu topraklarda yaşayan, bu devleti ayakta tutan ve geleceğine sahip çıkan herkes Türk’tür.

Türk olmak bir kan meselesi değil, bilinç meselesidir.

Genetik değişir, kültür kalır.

Devletler yıkılır, gelenek devam eder.