Tasfiye talepnameleri ve nüfus sayımları birincil kaynak belgelerdir. Olayı bizzat yaşamış birinci kuşak mübadillerle yapılan ve ses kaydına alınan röportajlar da birincil kaynak niteliği taşır.
Buna karşılık, dedenin geldiği köy “Evlad-ı Fatihan” olarak kayıtlarda yer almasına rağmen torunun, dedesinin dedesinin adını dahi bilmemesi; aile içinde aktarılmamış bir kimliği sonradan kendisinin tanımlaması tarihsel bir veri değildir. Bu tür beyanlar, herhangi bir belgeye dayanmadığı sürece birincil kaynak sayılmaz. Nitekim bu kimlik tanımlamasının gerekçesi sorulduğunda, Yunanistan veya Bulgaristan vatandaşlığı almak amacıyla yapıldığı ifade edilmektedir.
Sonuç olarak, belgeye ve doğrudan tanıklığa dayanan kayıtlar birincil kaynak kabul edilirken; sonradan üretilen, aile içi aktarımı ve belgesel temeli olmayan kimlik iddiaları bilimsel açıdan kaynak değeri taşımaz.
