Karacaova bölgesi tarih boyunca Bizans, Bulgar, Sırp ve Osmanlı yönetimleri altında kaldığı için nüfus yapısı çok karışık ve çok katmanlı oluşmuştur. Bu nedenle bölgedeki topluluklar etnik kökenden çok; dinî bağlılık, idarî yapı ve devlet sistemi içinde değerlendirilmiştir.
Osmanlı resmî kayıtlarında Karacaova bölgesindeki Müslüman halk arasında:
Evlad-ı Fatihan,
Yörük,
Tatar,
Arnavut,
Boşnak,
Mısırlı,
Kıpti gibi tanımlamalar görülmektedir.
Gayrimüslim halk ise çoğunlukla:
Rum,
Bulgar,
Ulah olarak kaydedilmiştir.
Osmanlı dönemine ait resmî kayıtlarda bugünkü anlamıyla “Makedon milleti” şeklinde ayrı bir etnik tanımlama kullanılmamıştır. Çünkü Osmanlı millet sisteminde sınıflandırma milliyet esasına göre değil; dinî aidiyet ve bağlı olunan kilise sistemine göre yapılmıştır. Bu nedenle bölgedeki Slavca konuşan Ortodoks topluluklar çoğu zaman patrikhaneye bağlıysa “Rum”, Bulgar Eksarhlığı’na bağlıysa “Bulgar” olarak kaydedilmiştir.
“Makedon” kimliği Balkanlarda özellikle 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyılda siyasî ve millî hareketlerin gelişmesiyle yaygınlaşmıştır. Osmanlı’nın klasik dönem kayıtlarında Karacaova ve çevresinde resmî nüfus tanımı olarak “Makedon” ifadesi yer almamaktadır.
Buradaki “Rum” ifadesi de bugünkü anlamda doğrudan Yunan ırkını değil, İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı Ortodoks Hristiyan toplulukları ifade etmektedir. Osmanlı millet sisteminde kiliseye bağlılık esas olduğu için Slavca konuşan veya farklı kökenden gelen birçok Ortodoks topluluk da “Rum milleti” içinde değerlendirilmiştir.
yüzyılda Bulgar Eksarhlığı’nın kurulmasıyla birlikte patrikhaneden ayrılan bazı Ortodoks topluluklar bu kez “Bulgar” olarak kaydedilmeye başlanmıştır. Bu nedenle aynı köy veya aynı aile farklı dönemlerde bazen “Rum”, bazen “Bulgar” olarak geçebilmektedir.
Karacaova’daki kilise meselesinin temelinde de bu idarî ve siyasî ayrım bulunmaktadır. Çünkü Balkanlarda kilise yalnızca dinî kurum değil, aynı zamanda siyasî ve millî aidiyet merkezi hâline gelmiştir.
Bağımsız Araştırmacı Yazar Hüsnü Yazıcı
Geniş Açıklama
Selanik sancağına bağlı Karacaova (Moglena) bölgesi, Osmanlı fethinden önce de Türk varlığının görüldüğü bir sahaydı. XI. yüzyıl sonlarından itibaren Bizans kaynakları, bölgeye yerleştirilen Peçenek ve ardından gelen Kuman topluluklarını kaydeder.
1091 Lebunion (Enez/Edirne) Savaşı’nda Bizans’a yenilen Peçeneklerin sağ kalanları imparator Aleksios Komnenos tarafından Moglena (Karacaova) bölgesine aileleriyle birlikte yerleştirildi. Bu yerleştirme askerî iskân niteliğindeydi. Peçenekler Bizans hizmetine alınarak süvari ve sınır askeri olarak kullanıldı; aynı zamanda çiftçi-yerleşik nüfus haline getirildi. Bizans tarihçisi Ioannes Zonaras, Lebunion yenilgisi sonrası kurtulan Peçeneklerin Moglena’ya yerleştirildiğini ve sonradan Bizans ordusunda görev aldıklarını yazar.
Türk konargöçer varlığı XII. yüzyılda da devam etti. İmparator Andronikos I Komnenos’un 1184 tarihli Lavra (Büyük Lavra Manastırı) prostaxis belgesi, Kumanların Moglena ve çevresindeki manastıra ait yaylaklarda hayvan otlattığını ve vergi verdiğini kaydeder. Bu kayıt, Kumanların Bizans’a bağlı, yerleşik ve kayıtlı bir topluluk olarak Karacaova sahasında bulunduğunu gösterir.
Belgeli ✅
Kaynak: Ortaçağ Araştırmaları Dergisi 2022, s.499; Ioannes Zonaras; 1184 Lavra prostaxis belgesi.
Peçenekler Lebunion Savaşı’nda hezimete uğratıldılar. Zonaras’a göre
kurtulanlar Moglena’ya yerleştirildiler [25, s. 303–304] ve sonraları Bizans
ordusunda süvari olarak görev aldılar. Peçenekler Birinci Haçlı Seferi
sırasında Haçlıları takip etmek ve Haçlı ordularının kırsal bölgeleri
yağmalamalarını önlemekle görevlendirildiler [48, s. 18–19]. 1122’de
Moglena (karacaova) ve Lavra Belgesi (1184) İmparator Andronikos I Komnenos’un 1184 tarihli prostaxis belgesi, Kumanların Büyük Lavra Manastırı’na ait yaylaklarda hayvanlarını otlattığını ve vergi ödediğini kaydeder.
1184 tarihli Lavra prostaxis belgesi, Moglena (Karacaova) bölgesinde Kumanların yerleşik ve vergiye bağlı bir topluluk olarak bulunduğunu açıkça göstermektedir.
İmparator Andronikos I Komnenos dönemine ait bu belgede, Kumanların Büyük Lavra Manastırı’na ait yaylak ve mera alanlarında hayvan otlattıkları ve “pakton” vergisi ödedikleri kayıtlıdır.
Bu kayıt, Karacaova’da Osmanlı’dan önce Türk varlığının yerleşik, kayıtlı ve Bizans idaresi altında bulunduğunu kesin olarak ortaya koymaktadır.
Kaynak: Actes de Lavra I, no.66 (1184); Mark C. Bartusis, 2012.
#rumeli #balkan #mübadele #mübadil #iskân #karacaova #karacaabad #moglena #alpomia #karacaovamübadilleri
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Metnin konusu Karacaova bölgesindeki Türk iskânı ve Türk topluluklarının tarihî varlığıdır. Bölgedeki diğer Balkan halkları ayrı bir konudur. Bu metinde onların tarihi değil, belgeli Türk iskânı ele alınmaktadır.