Translate

3 Mayıs 2026 Pazar

 Karacaova bölgesiyle ilgili paylaşımlarım, 20 yıllık araştırmanın ürünüdür. Bu metinler kişisel yorum değil; Osmanlı arşivlerinde yer alan belgelere dayanmaktadır. Arşivlere gider, belgeleri temin eder ve ne yazıyorsa aynen paylaşırım. Çalışmalarım; kiliseler, Bizans Dönemi birincil kaynakları ve Osmanlı arşiv kayıtlarını kapsamaktadır. Buna karşılık, Karacaova bölgesi hakkında yazdığını sanan bazı kişiler, Osmanlı Devleti’nin resmi kayıtlarını yok sayar; bunun yerine Balkan milliyetçisi bazı yazar ve seyyahların yorumlarını ve bilimsel dayanağı olmayan, kendi çıkarımlarına dayalı DNA iddialarını savunurlar. Amaçları, belgeye dayalı tarihi gölgeleyip kendi görüşlerini gerçek gibi göstermektir; bu doğrultuda, dönemin farklı milletlerinin kendi menfaatleri için ürettiği bu yazı ve anlatımları öne çıkarır, haritalarla destekleyerek doğruymuş gibi sunarlar. Osmanlı arşivlerinde yer alan Türk iskânını küçümseyerek “Evladı Fatihan” ve “Yörük” gibi kayıtları yok sayarlar; oysa Osmanlı Devleti bu kayıtları askerlik, vergi ve nüfus düzeni için sistemli şekilde tutmuştur. Karacaova’daki köyler yeni kurulmuş değildir; bu köyler eski Hristiyan yerleşimler olup zamanla nüfusu azalan ve boşalan yerlere yapılan iskânla yeniden şekillenmiştir. Osmanlı arşivlerine gidip baksalar bunu açıkça görürler. Buna rağmen bu gerçeği bilmez ya da görmek istemezler. Dedesinin dedesinin adını dahi bilmeyenler, uydurma tarih yazarak konuşur; itiraz eden ise arşivlerden eşdeğer belge ortaya koyar. İstedikleri belgeleri bulamayınca Balkan milliyetçisi yazarların ve seyyahların yazılarını paylaşırlar. Sonuç açıktır: Uydurma bilgilerle tarih yazılamaz. Karacaova bölgesi, iskân politikaları kapsamında yerleştirilen “Evladı Fatihan” ve Yörük kayıtları ile yerli Balkan halklarının birleşiminden oluşmuştur.

Bağımsız Araştırmacı Yazar Hüsnü Yazıcı