KARACAOVA'DA TÜRK VARLIĞI VE OSMANLI İSKÂNI
Selanik Sancağı'na bağlı Karacaova bölgesi, tarih boyunca farklı toplulukların yaşadığı önemli bir yerleşim alanı olmuştur. Osmanlı hâkimiyetinden önce bölgede Slavlar, Rumlar, Ulahlar ve zamanla Slavlaşmış bazı Türk toplulukları yaşamaktaydı. Karacaova'daki Slavlar, bölgenin yerli halklarından biridir. Bunun yanında Peçenek, Uz, Ön Bulgar ve Kuman gibi Türk boylarından gelen bazı toplulukların zamanla Slav dilini ve kültürünü benimsediği de tarihî kaynaklarda yer almaktadır. Slavlaşma, bir topluluğun zaman içinde dilini ve kültürünü değiştirmesi anlamına gelir; bu durum, kökeninin değiştiği anlamına gelmez.
Bugün Yunanistan sınırları içinde Vodina (Edessa) ile Gevgeli arasında bulunan Karacaova, eski kaynaklarda Moglena adıyla geçmektedir. Verimli toprakları ve önemli ulaşım yolları üzerinde bulunması sebebiyle tarih boyunca hem askerî hem de ekonomik bakımdan önemini korumuştur. Bu özelliği nedeniyle farklı dönemlerde birçok topluluğa yurt olmuştur.
Bizans kaynakları da Karacaova'daki Türk varlığına ışık tutmaktadır. 11 ve 12. yüzyıllarda Anna Komnene ile Zonaras, bölgede yaşayan Peçenek ve Kumanlardan söz etmektedir. Türk tarihçisi Akdes Nimet Kurat da Osmanlıların Rumeli'ye geçtiği dönemde bu toplulukların bir kısmının Türk kimliğini hâlâ koruduğunu belirtmektedir. Bu bilgiler, Karacaova'da Türk varlığının Osmanlı döneminden önceye uzandığını göstermektedir.
1184 yılına ait Bizans belgelerinde de Kumanların bölgede bulunduğu görülmektedir. İmparator Andronikos Komnenos dönemine ait bir belgede, Kumanların Athos'taki Büyük Lavra Manastırı'na ait yaylaklarda hayvanlarını otlattıkları ve bunun karşılığında vergi ödedikleri kayıtlıdır. Bu belge, Kumanların bölgede geçici değil, yerleşik bir hayat sürdüklerini göstermesi bakımından önemlidir.
Karacaova'nın Osmanlı idaresine girmesi XIV. yüzyılın sonlarında Evrenos Bey'in fetihleri sırasında gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti, bölgenin stratejik önemini dikkate alarak sistemli bir iskân politikası uygulamıştır. Nüfusu azalan veya boş kalan köyler yeniden canlandırılmış, Anadolu'dan getirilen Türkmen grupları ile Rumeli'deki Müslüman nüfus bu köylere yerleştirilmiştir. Böylece hem tarımsal üretim devam etmiş hem de bölgenin güvenliği sağlanmıştır.
Karacaova'da kurulan veya yeniden iskân edilen köylerin önemli bir bölümü Evlad-ı Fâtihân köyleridir. Bunlar, Rumeli'nin fethi sırasında görev yapan akıncı ve gazilerin soyundan gelen ailelerdir. 1720 tarihli Osmanlı Müdevver Defteri'ne göre, Yenice-i Vardar'a bağlı Karacaova bölümünde bulunan 18 köyün 14'ü Evlad-ı Fâtihân köyü olarak kayıtlıdır. Vodina tarafında ise Karaorman köyü aynı statüde gösterilmektedir. Aynı defterde Gustulüp köyünden üç eşkincinin sefere çağrıldığı da kayıtlıdır. Bu kayıt, köyün askerî yükümlülüklerini yerine getirdiğini açıkça göstermektedir.
Karacaova'nın nüfus yapısını ortaya koyan en önemli belgelerden biri de 1831 tarihli Osmanlı nüfus sayımıdır. Bu defterlerde bölgedeki köylerde yaşayan Müslüman Türk nüfus, askerlik ve meslek bilgileriyle birlikte kayıt altına alınmıştır. Bu kayıtlar, Karacaova'nın birçok köyünde Türk nüfusunun yoğun olarak yaşadığını göstermektedir. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler, Karacaova / Karacaabad 1831 Yılı Nüfus Defteri adlı çalışmamda yer almaktadır.
Karacaova köyleri yalnızca tarımla değil, Osmanlı ordusuna verdikleri askerlerle de dikkat çekmektedir. Arşiv belgelerinde 1802 yılında Mısır Seferi için Karacaova'dan 500 asker istendiği görülmektedir. Sonraki yıllarda da bölgeden düzenli olarak asker alınmaya devam edilmiştir.
Bölgedeki Türk varlığı sadece nüfus kayıtlarında değil, dinî ve sosyal hayatta da görülmektedir. Vodina'da bulunan ve Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırıldığı belirtilen cami, uzun yıllar bölgedeki Türk ve Müslüman toplumunun önemli eserlerinden biri olmuştur. Vakıf gelirleriyle ayakta kalan bu cami, 1919 yılında Yunan kuvvetleri tarafından tahrip edilmiştir.
Sözlü tarih çalışmaları da arşiv kayıtlarını desteklemektedir. Gustulüplü Süleyman Ilgaz, köylerinde cami, medrese ve değirmen bulunduğunu anlatmaktadır. Kapiyanili Ali Solmaz ise köylerinin büyük çoğunluğunun Türklerden oluştuğunu, az sayıdaki Hristiyan'ın ise Türk ailelerin yanında çalıştığını ifade etmektedir. Fuştanlı Abdullah Arıç da köylerinin yaklaşık beş yüz hanelik bir Türk yerleşimi olduğunu, Balkan Savaşları sırasında Yunan çetelerinin köylerini yakıp yıktığını anlatmaktadır.
Karacaova'daki Türk varlığı, Lozan Antlaşması'na bağlı olarak gerçekleştirilen nüfus mübadelesiyle sona ermiştir. 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Mübadele Sözleşmesi gereğince bölgedeki Türk ve Müslüman nüfus Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmıştır. Böylece yüzyıllardır Karacaova'da yaşayan Türk toplulukları yeni hayatlarını Türkiye'de kurmuştur.
Bu çalışmanın amacı, Karacaova'nın bütün etnik tarihini anlatmak değildir. Bölgede tarih boyunca yaşayan diğer toplulukların tarihi ayrı bir araştırma konusudur. Benim üzerinde durduğum konu, Osmanlı öncesindeki Türk izleri ile Osmanlı döneminde uygulanan iskân politikaları sonucunda Karacaova'da oluşan Türk yerleşimidir. Bu çalışma, Osmanlı ve Yunan arşivleri, kilise kayıtları, nüfus defterleri, seyyah anlatıları ve sözlü tarih kaynaklarının birlikte değerlendirilmesiyle hazırlanmıştır.
2007 yılından bu yana Karacaova üzerine sürdürdüğüm araştırmalarda bölgeyi defalarca gezdim, köyleri yerinde inceledim, arşiv belgelerini karşılaştırdım ve birinci kuşak tanıkların anlatılarını kayıt altına aldım. Elde ettiğim bilgileri kitaplaştırarak gelecek nesillere kalıcı bir kaynak bırakmaya çalıştım. Bugün çalışmalarım çeşitli üniversite kütüphanelerinde yer almakta ve araştırmacılar tarafından kullanılmaktadır.
Bağımsız Araştırmacı Yazar
Hüsnü Yazıcı