1924 Mübadelesi ile Selanik’ten Türkiye’ye: Yazıcı Ailesi
Selanik Sancağı, Karacaabad kazası, Güstulüp köyüne yerleştirilen Yazıcı ailesinin kökeni, Osmanlı Devleti’nin Rumeli iskân politikaları çerçevesinde bölgeye gönderilen asker ve memur zümrelerine dayanmaktadır. Ailenin bilinen en eski atası Hasan olup, 17. yüzyılda bölgeye yerleştiği anlaşılmaktadır. (Kaynak: Müdevver Defteri, 1730)
1830’lu yıllara ait nüfus kayıtlarında aile fertlerinin “Yazıcı” lakabı ile anıldığı görülmekte, bu lakabın Cumhuriyet döneminde soyadı olarak benimsendiği tespit edilmektedir. (Kaynak: 1831 Osmanlı Nüfus Defteri)
Ailenin 19. yüzyıldaki ekonomik ve sosyal durumu, 1924 Tasfiye Talepnameleri üzerinden açık şekilde izlenebilmektedir. Buna göre Yazıcı ailesinin Güstulüp köyünde yerleşik, üretime dayalı ve belirli bir ekonomik güce sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Aileye ait kayıtlı taşınmazlar: bir dönüm bahçe içinde iki katlı ev, harman yeri, samanlık, beş dönüm dutluk ve yedi dönüm kır tarlasıdır. Bu malların toplam değeri 1294 Osmanlı altını olarak kaydedilmiştir. (Kaynak: 1924 Tasfiye Talepnamesi)
1893 doğumlu Hüsnü Efendi’nin hayatına ilişkin bilgiler, mevcut belgelerle birlikte aile içi sözlü anlatımlar üzerinden takip edilebilmektedir. Trablusgarp Harbi öncesinde askere gittiği bilinmektedir.
Aile anlatımlarına göre, askere gitmeden önce kayınpederine bir teneke altın emanet etmiş ve bu altınlar bir ağacın altına gömülmüştür. Ancak askerlik dönüşünde altınlara ulaşılamadığı, aynı dönemde kayınpederi, eşi ve kızının vefat ettiği ifade edilmektedir. Ayrıca Mehmet Efendi’nin kardeşi Molla Hasan Efendi’nin eşkıyalar tarafından öldürüldüğü ve Hüsnü Efendi’nin oğlunun geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybettiği bilgileri de sözlü kaynaklarda yer almaktadır. (Sözlü kaynak)
1924 yılı nüfus mübadelesi kapsamında Yazıcı ailesi Selanik’ten ayrılarak Türkiye’ye gelmiş ve 19 Ocak 1924 tarihinde Bahçeköy’e iskân edilmiştir. (Kaynak: İskân Müdürlüğü Kayıtları, 1924)
İskân kayıtlarına göre aileye bir bahçe, iki parça tarla, 44 m² büyüklüğünde bir ev, bir pulluk, bir öküz ve arpa tohumu verilmiştir. İlerleyen süreçte söz konusu ev yanmış, bunun yerine 115 m² büyüklüğünde başka bir ev tahsis edilmiştir. (Kaynak: İskân Müdürlüğü Kayıtları)
Hüsnü Efendi, Bahçeköy’de kahvehane ve yemci dükkânı işletmiş, bunun yanında çiftçilik faaliyetlerini de sürdürmüştür. Aile anlatımlarına göre misafirperverliği ile tanınmış, yolda kalanlara ve ihtiyaç sahiplerine destek olmuştur. (Sözlü kaynak)
1970’li yıllarda Bahçeköy’de kurulan pazarın, köydeki üretici ailelerin zarar göreceği gerekçesiyle Hüsnü Efendi’nin girişimleri sonucu kaldırıldığı ifade edilmektedir. (Sözlü kaynak)
1946 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları kapsamında aileye ait bazı taşınmazlara “orman” vasfı gerekçesiyle el konulmuştur. Bu süreç, yaklaşık 60 yıl süren mülkiyet ihtilaflarına ve davalara konu olmuş; uzun yıllar boyunca hukuki belirsizlik devam etmiştir.
Aile, bu süreçte kesinleşmiş kararlar ortaya çıkmadan önce haklarının bir kısmını noter satışları ile düşük bedeller karşılığında devretmek zorunda kalmıştır.
İlerleyen yıllarda açılan davalar sonucunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 8 Temmuz 2008 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesi’nin 2018 tarihli bireysel başvuru kararları emsal teşkil etmiş; mülkiyetin iadesine yönelik hükümler ortaya çıkmıştır. Ancak önceki satışlar nedeniyle Yazıcı ailesi bu kararlardan doğrudan faydalanamamıştır. (Kaynak: AİHM, 2008 / Anayasa Mahkemesi, 2018)
Hüsnü Efendi, 1934 yılında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu sonrasında, 1830’lu yıllardan itibaren resmi kayıtlarda geçen “Yazıcı” lakabını soyadı olarak almıştır. (Kaynak: 1831 Osmanlı Nüfus Defteri)
1893 doğumlu Hüsnü Efendi, 1972 yılında Bahçeköy’de vefat etmiştir.
Ailenin sonraki kuşakları Bahçeköy’de sosyal ve kamusal hayatta aktif rol almış; 1994 yılında köy camiine iki katlı bir şadırvan yaptırılmış, köyün altyapı, eğitim ve sağlık alanlarına katkılar sağlanmıştır. Ayrıca sivil toplum faaliyetleri ve spor kulübü çalışmaları ile köy yaşamına destek verilmiş, Bahçeköy’ün tarihi yazılı eserlerle kayıt altına alınmıştır.
Aile şeceresi şu şekilde izlenebilmektedir:
Hasan (Kaynak: 1831 Osmanlı Nüfus Defteri)
Ahmet (1751)
Hüseyin (1799)
Mehmet Efendi (İpekçi Yazıcı) (Kaynak: Osmanlı Nüfus Kayıtları)
Hüsnü Yazıcı (1893–1972) (Kaynak: Cumhuriyet Nüfus Defterleri ve sözlü kaynaklar)
Süleyman Yazıcı (1928) (Kaynak: Cumhuriyet Nüfus Defterleri)
Hüsnü Yazıcı (1964) (Kaynak: Cumhuriyet Nüfus Defterleri)
Bu metin, 1972 yılına kadar yaşananların özeti olup, torunu Hüsnü Yazıcı tarafından kaleme alınmıştır.
#yazarhüsnüyazıcı #hüsnüyazıcı #secere #sarıyer #bahçeköy. #1924 Mübadelesi ile Selanik’ten Türkiye’ye: Yazıcı Ailesi
Selanik Sancağı, Karacaabad kazası, Güstulüp köyüne yerleştirilen Yazıcı ailesinin kökeni, Osmanlı Devleti’nin Rumeli iskân politikaları çerçevesinde bölgeye gönderilen asker ve memur zümrelerine dayanmaktadır. Ailenin bilinen en eski atası Hasan olup, 17. yüzyılda bölgeye yerleştiği anlaşılmaktadır. (Kaynak: Müdevver Defteri, 1730)
1830’lu yıllara ait nüfus kayıtlarında aile fertlerinin “Yazıcı” lakabı ile anıldığı görülmekte, bu lakabın Cumhuriyet döneminde soyadı olarak benimsendiği tespit edilmektedir. (Kaynak: 1831 Osmanlı Nüfus Defteri)
Ailenin 19. yüzyıldaki ekonomik ve sosyal durumu, 1924 Tasfiye Talepnameleri üzerinden açık şekilde izlenebilmektedir. Buna göre Yazıcı ailesinin Güstulüp köyünde yerleşik, üretime dayalı ve belirli bir ekonomik güce sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Aileye ait kayıtlı taşınmazlar: bir dönüm bahçe içinde iki katlı ev, harman yeri, samanlık, beş dönüm dutluk ve yedi dönüm kır tarlasıdır. Bu malların toplam değeri 1294 Osmanlı altını olarak kaydedilmiştir. (Kaynak: 1924 Tasfiye Talepnamesi)
1893 doğumlu Hüsnü Efendi’nin hayatına ilişkin bilgiler, mevcut belgelerle birlikte aile içi sözlü anlatımlar üzerinden takip edilebilmektedir. Trablusgarp Harbi öncesinde askere gittiği bilinmektedir.
Aile anlatımlarına göre, askere gitmeden önce kayınpederine bir teneke altın emanet etmiş ve bu altınlar bir ağacın altına gömülmüştür. Ancak askerlik dönüşünde altınlara ulaşılamadığı, aynı dönemde kayınpederi, eşi ve kızının vefat ettiği ifade edilmektedir. Ayrıca Mehmet Efendi’nin kardeşi Molla Hasan Efendi’nin eşkıyalar tarafından öldürüldüğü ve Hüsnü Efendi’nin oğlunun geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybettiği bilgileri de sözlü kaynaklarda yer almaktadır. (Sözlü kaynak)
1924 yılı nüfus mübadelesi kapsamında Yazıcı ailesi Selanik’ten ayrılarak Türkiye’ye gelmiş ve 19 Ocak 1924 tarihinde Bahçeköy’e iskân edilmiştir. (Kaynak: İskân Müdürlüğü Kayıtları, 1924)
İskân kayıtlarına göre aileye bir bahçe, iki parça tarla, 44 m² büyüklüğünde bir ev, bir pulluk, bir öküz ve arpa tohumu verilmiştir. İlerleyen süreçte söz konusu ev yanmış, bunun yerine 115 m² büyüklüğünde başka bir ev tahsis edilmiştir. (Kaynak: İskân Müdürlüğü Kayıtları)
Hüsnü Efendi, Bahçeköy’de kahvehane ve yemci dükkânı işletmiş, bunun yanında çiftçilik faaliyetlerini de sürdürmüştür. Aile anlatımlarına göre misafirperverliği ile tanınmış, yolda kalanlara ve ihtiyaç sahiplerine destek olmuştur. (Sözlü kaynak)
1970’li yıllarda Bahçeköy’de kurulan pazarın, köydeki üretici ailelerin zarar göreceği gerekçesiyle Hüsnü Efendi’nin girişimleri sonucu kaldırıldığı ifade edilmektedir. (Sözlü kaynak)
1946 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları kapsamında aileye ait bazı taşınmazlara “orman” vasfı gerekçesiyle el konulmuştur. Bu süreç, yaklaşık 60 yıl süren mülkiyet ihtilaflarına ve davalara konu olmuş; uzun yıllar boyunca hukuki belirsizlik devam etmiştir.
Aile, bu süreçte kesinleşmiş kararlar ortaya çıkmadan önce haklarının bir kısmını noter satışları ile düşük bedeller karşılığında devretmek zorunda kalmıştır.
İlerleyen yıllarda açılan davalar sonucunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 8 Temmuz 2008 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesi’nin 2018 tarihli bireysel başvuru kararları emsal teşkil etmiş; mülkiyetin iadesine yönelik hükümler ortaya çıkmıştır. Ancak önceki satışlar nedeniyle Yazıcı ailesi bu kararlardan doğrudan faydalanamamıştır. (Kaynak: AİHM, 2008 / Anayasa Mahkemesi, 2018)
Hüsnü Efendi, 1934 yılında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu sonrasında, 1830’lu yıllardan itibaren resmi kayıtlarda geçen “Yazıcı” lakabını soyadı olarak almıştır. (Kaynak: 1831 Osmanlı Nüfus Defteri)
1893 doğumlu Hüsnü Efendi, 1972 yılında Bahçeköy’de vefat etmiştir.
Ailenin sonraki kuşakları Bahçeköy’de sosyal ve kamusal hayatta aktif rol almış; 1994 yılında köy camiine iki katlı bir şadırvan yaptırılmış, köyün altyapı, eğitim ve sağlık alanlarına katkılar sağlanmıştır. Ayrıca sivil toplum faaliyetleri ve spor kulübü çalışmaları ile köy yaşamına destek verilmiş, Bahçeköy’ün tarihi yazılı eserlerle kayıt altına alınmıştır.
Aile şeceresi şu şekilde izlenebilmektedir:
Hasan (Kaynak: 1831 Osmanlı Nüfus Defteri)
Ahmet (1751)
Hüseyin (1799)
Mehmet Efendi (İpekçi Yazıcı) (Kaynak: Osmanlı Nüfus Kayıtları)
Hüsnü Yazıcı (1893–1972) (Kaynak: Cumhuriyet Nüfus Defterleri ve sözlü kaynaklar)
Süleyman Yazıcı (1928) (Kaynak: Cumhuriyet Nüfus Defterleri)
Hüsnü Yazıcı (1964) (Kaynak: Cumhuriyet Nüfus Defterleri)
Bu metin, 1972 yılına kadar yaşananların özeti olup, torunu Hüsnü Yazıcı tarafından kaleme alınmıştır.
#yazarhüsnüyazıcı #hüsnüyazıcı #secere #sarıyer #bahçeköy
#