BAHÇEKÖY VE BELGRAD'IN TARİHİ
Bahçeköy'ün tarihini anlatırken Belgrad Köyü'nü anlatmadan geçmek mümkün değildir. Çünkü bugünkü Bahçeköy'ün geçmişi, Belgrad Ormanı'nın içinde kurulmuş olan eski Belgrad Köyü ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle Bahçeköy'ün tarihini anlamak için önce Belgrad Köyü'nün nasıl ortaya çıktığına, ormanla ve İstanbul'un su kaynaklarıyla nasıl bir bağ kurduğuna bakmak gerekir.
Belgrad Köyü'nün geçmişi Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman'ın 1521 yılında Belgrad Seferi'nden dönüşünde beraberinde getirdiği Sırp esirlerin İstanbul'un kuzeyindeki ormanlık bölgeye yerleştirilmesiyle burada bir yerleşim meydana geldiği ve zamanla bu yerleşimin Belgrad Köyü olarak anıldığı kabul edilmektedir. Köyün çevresindeki geniş ormanlık alan da Belgrad Ormanı adıyla anılmaya başlamıştır. Sarıyer Belediyesi'nin tarihî anlatımında da Belgrad Köyü'nün bu şekilde oluştuğu ve köy halkının İstanbul'un su kaynaklarının korunmasında görev aldığı belirtilmektedir.
Belgrad Köyü'nün bulunduğu yer sıradan bir ormanlık alan değildi. İstanbul'un su ihtiyacının karşılanmasında büyük öneme sahip kaynaklar bu bölgede bulunuyordu. Zaman içerisinde dereler, su yolları ve bentler yapılmış, İstanbul'a su taşıyan büyük bir sistem meydana getirilmiştir. Bu nedenle Belgrad Ormanı'nın korunması devlet açısından daima önemli olmuştur.
Ancak zaman içerisinde köylerin su havzalarına ve bentlere yakınlığı sorun hâline gelmiştir. Köylerin günlük hayatı, hayvanları, atıkları ve tarımsal faaliyetleri su kaynaklarının temizliği açısından tehlike oluşturuyordu. Özellikle 19. yüzyılın sonlarında İstanbul'un içme suyu ve halk sağlığı meselesi daha fazla önem kazanmıştır.
1894 yılına gelindiğinde Belgrad Köyü'nün taşınması gündeme gelmiş ve köyün bulunduğu yerden kaldırılması kararlaştırılmıştır. Akademik çalışmalarda Belgrad ve Kömürcü köylerinin kaldırılarak başka bir yere nakledildiği, Bahçeköy'deki taşınma sürecinin ise ayrı bir şekilde ve aşamalı olarak yürütüldüğü belirtilmektedir. Bu süreçte amaç, özellikle İstanbul'un içme suyunu sağlayan bent havzalarını korumaktı.
Belgrad Köyü'nün eski yerinden taşınmasıyla birlikte bugünkü Bahçeköy'ün bulunduğu bölgenin önemi arttı. Yeni yerleşim zaman içerisinde Bahçeköy adıyla anılmaya başladı. Böylece eski Belgrad Köyü'nün tarihi ile bugünkü Bahçeköy'ün tarihi birbirine bağlandı.
YENİÇERİLER VE BELGRAD ORMANI
Belgrad Ormanı'nın tarihinde ayrıca Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması döneminde yaşanan olayların da ayrı bir yeri vardır.
1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla İstanbul'da büyük bir karışıklık yaşanmış, kaçan bazı yeniçerilerin Belgrad Ormanı'na sığındığı anlatılmıştır. Sık ormanlık alan, saklanmak için uygun olduğundan bazı grupların burada barındığı ve devlet kuvvetlerinin onları takip ettiği aktarılmaktadır.
Belgrad Ormanı'nda yaşanan bu olaylar, ormanın sadece ağaçlardan ve su kaynaklarından oluşan bir alan olmadığını, Osmanlı tarihinin önemli olaylarına da sahne olduğunu göstermektedir.
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması ve ardından Belgrad Ormanı'nda yaşanan hadiseler, İstanbul'un kuzeyindeki bu ormanların devlet açısından ne kadar önemli ve stratejik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
BAHÇEKÖY'ÜN ESKİ YERİNDEN BUGÜNKÜ YERİNE GELİŞİ
Bahçeköy'ün bugünkü yerleşim düzeninin temeli 19. yüzyılın sonlarında atılmıştır. İstanbul'un su kaynaklarının korunması amacıyla eski yerleşimlerin kaldırılması ve yeni yerleşim alanlarına taşınması, Bahçeköy'ün tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir.
Yeni yerleşimle birlikte Bahçeköy zaman içerisinde kendi sosyal ve ekonomik hayatını oluşturmuştur. Orman köyü olmasının yanında bağları, bostanları, bahçeleri ve özellikle kokulu çilekleriyle tanınmıştır.
Ari Çokona'nın 20. yüzyılın başlarındaki Rum yerleşimlerini anlatan çalışmasında Bahçeköy; Belgrad Köyü'nün güneydoğusunda, ormanlarla çevrili verimli bir ovanın ortasında bulunan bir yerleşim olarak anlatılmaktadır. Köyün yakınlarında üç bent bulunduğu, bunların en büyüğünün Sultan Mahmud tarafından yaptırılan Yeni Bent olduğu; Bahçeköy'ün bağları, bostanları ve kokulu çilekleriyle meşhur olduğu belirtilmektedir.
Aynı kaynakta Bahçeköy'de Ayios Dimitrios adına vakfedilmiş bir kilisenin yanı sıra bir erkek ve bir kız okulunun bulunduğu ve 1914 yılında köyün 250 hane olduğu belirtilmektedir.
Bu bilgiler bize Bahçeköy'ün 20. yüzyılın başlarında sadece küçük bir orman köyü olmadığını, ekonomik ve sosyal hayatı gelişmiş, eğitim kurumları ve ibadethanesi bulunan önemli bir yerleşim olduğunu göstermektedir.
BAHÇEKÖY CAMİİ VE KİLİSEDEN CAMİYE DÖNÜŞEN YAPI
Bahçeköy'ün tarihindeki önemli yapılardan biri bugün cami olarak kullanılan eski kilisedir.
Kaynaklara göre bu yapı 20. yüzyılın başlarında kilise olarak yapılmış ve 1923 yılına kadar Rum cemaati tarafından kullanılmıştır. Mübadeleyle Rum nüfusun Yunanistan'a gönderilmesinden sonra yapı bir süre boş kalmış; daha sonra depo ve okul gibi farklı amaçlarla kullanılmış ve 1977 yılında camiye dönüştürülmüştür.
Bahçeköy Camii'nin geçmişi bu nedenle köyün mübadele öncesi Rum tarihinin de bir parçasıdır. Bugün cami olarak kullanılan yapı, aslında Bahçeköy'de yaşamış Rumların ibadet ettiği dönemin sessiz bir tanığıdır.
Fakat mübadele ile Bahçeköy'e gelen Türkler kendi ibadet ihtiyaçlarını da karşılamak zorundaydı. Selanik'ten gelen mübadillerin kurduğu yeni hayatla birlikte köyde yeni bir cami ihtiyacı doğmuş ve köy halkının gayretiyle ibadet hayatı yeniden şekillenmiştir.
Benim için Bahçeköy Camii'nin tarihi yalnızca bir yapının tarihi değildir. O yapı, Bahçeköy'ün Rum döneminden Türk mübadiller dönemine geçişinin de önemli tanıklarından biridir.
1924 MÜBADELESİ VE BAHÇEKÖY'ÜN YENİDEN KURULUŞU
Bahçeköy tarihindeki en büyük değişimlerden biri hiç şüphesiz 1924 mübadelesidir.
Lozan Antlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen Türk-Yunan nüfus mübadelesi sonucunda Bahçeköy'de yaşayan Rum halkı Yunanistan'a gönderilmiş, Selanik ve çevresinden gelen Müslüman Türk mübadiller ise Bahçeköy'e iskân edilmiştir. Sarıyer Belediyesi'nin tarih anlatımında da 1924 mübadelesinden sonra Selanik'ten gelen Türklerin Bahçeköy'e yerleştirildiği belirtilmektedir.
Benim araştırmalarıma göre Bahçeköy'e gelen kurucu mübadil ailelerin önemli bölümü Selanik Sancağı'nın Vodina ve Karacaova bölgesindeki köylerden gelmiştir. Bu aileler arasında Gustulüp ve Fuştan köylerinden gelenler de bulunmaktadır.
Benim ailem de 1924 yılında Selanik Sancağı'na bağlı Karacaova bölgesinden Bahçeköy'e gelen mübadil ailelerden biridir. Bu nedenle Bahçeköy'ün mübadele tarihini yalnızca bir tarih konusu olarak değil, ailemin ve burada yaşayan birçok ailenin hayat hikâyesinin bir parçası olarak araştırıyorum. Kendi yayımladığım çalışmalarda da Bahçeköy'e gelen kurucu ailelerin ve geldikleri köylerin izlerini arşiv belgeleri ve aile bilgileriyle ortaya koymaya çalıştım.
1924 yılında Bahçeköy'e gelen bu aileler, boşalan köyde yeni bir hayat kurdular. Evlerini, tarlalarını, bahçelerini ve aile düzenlerini yeniden oluşturdular. Yanlarında sadece birkaç eşya değil, doğdukları toprakların kültürünü, geleneklerini, yemeklerini, türkülerini ve hatıralarını da getirdiler.
Böylece Bahçeköy'de yeni bir dönem başladı.
Rumların yaşadığı eski Bahçeköy, mübadeleden sonra Selanik'ten gelen Türk mübadillerin yeni vatanı oldu.
Bu nedenle bugün Bahçeköy'ün tarihine baktığımızda iki büyük dönemi açıkça görmek mümkündür:
Bir tarafta Belgrad Ormanı'nın içinde başlayan eski tarih, Rum yerleşimi, Ayios Dimitrios Kilisesi, okullar, bağlar, bostanlar ve bentler;
diğer tarafta ise 1924'te Selanik'ten gelen Türk mübadillerin kurduğu yeni Bahçeköy.
Benim için Bahçeköy'ün asıl hikâyesi tam da burada başlar.
Çünkü 1924 yılında buraya gelen insanlar için Bahçeköy sadece iskân edildikleri bir köy değildi. Onlar için Bahçeköy, geride bırakmak zorunda kaldıkları Selanik ve Karacaova topraklarından sonra yeni vatanlarıydı.
BAHÇEKÖY'ÜN HAFIZASI
Bugün Bahçeköy'e baktığımızda modern binaları, yolları, camileri ve günlük hayatı görüyoruz. Fakat toprağın altında ve hafızalarda çok daha eski bir Bahçeköy yaşamaktadır.
Belgradlıların bıraktığı izler, Belgrad Ormanı'nın hikâyesi, bentler ve su yolları, Rumların kilisesi ve okulları, 1894'teki büyük yer değişimi, ardından gelen Cumhuriyet dönemi ve 1924 mübadilleri...
Bütün bunlar Bahçeköy'ün tarihinin ayrı ayrı parçalarıdır.
Ben Bahçeköy'ün tarihini araştırırken şuna inanıyorum:
Bir köyün tarihi, yalnızca taş binalardan ve arşiv belgelerinden oluşmaz. O köyde yaşayan insanların hatıraları da tarihin en önemli belgelerindendir.
Bu nedenle Bahçeköy'ün geçmişini anlatırken Belgrad Köyü'nü, Belgrad Ormanı'nı, bentleri, kiliseyi, camiyi, okulları, Rumları ve 1924 yılında Selanik'ten gelen mübadil aileleri birlikte ele almak gerekir.
Çünkü bugünkü Bahçeköy, bütün bu insanların bıraktığı izlerin üzerinde yükselmektedir.
Bahçeköy'ün tarihi, bir yerleşim yerinin değil; yer değiştiren insanların, kaybolan köylerin, korunan ormanların, İstanbul'a hayat veren suların ve yeni bir hayata başlayan ailelerin tarihidir.
1924 yılında Selanik'ten gelen Türk mübadillerle birlikte Bahçeköy'de yeni bir sayfa açılmıştır. Bugün bizlerin görevi ise bu sayfayı geçmişten koparmadan, belgeleriyle, hatıralarıyla ve ailelerin yaşanmışlıklarıyla gelecek nesillere aktarmaktır.
Bağımsız Araştırmacı Yazar Hüsnü Yazıcı